Site simgesi İsnetus

Adem

Tree

Kuran’da anlatılan kıssalar asla olup bitmiş tarihi hikayeler olarak değerlendirilmemelidir. zira orada bizlere sunulan som hakikattir. bu hakikatler zaman üstüdür ve geçerliliğini her daim korurlar. hz. adem kıssasını kendi kapasitem dahilinde böyle bir gözle okumaya çalışacağım.

hz. adem başlangıçta cennette tek başına idi, havva henüz yaratılmamıştı. bunun anlamı adem’in şuuru henüz bölünmemiş ve tek bir yapı idi. dolayısıyla Allah’ın tecellisi altında “birlik/vahdet” halindeydi. tam huzur makamı.

daha sonra adem’den bir parça koptu ve ondan havva yaratıldı yani insan şuuru, bilinçli kısım ve bilinçaltı olmak üzere ikiye yarıldı. eril kısım uyanık bilinç yanını, dişil kısım ise bilinçaltını oluşturdu. ancak bu mutlak bir bölünüş değildir elbet çünkü erkekte dişil bir yön, kadın da ise eril bir parça bakiyesi bırakılmıştır. aksi durum felaket olurdu. düşünün! saf akıl ve mantık sahibi bir erkek ve saf duygusal bir kadın…

şuur ve şuuraltının ayrılması ile artık cennetten düşüş için gereken sadece bir sürçme, bardağı taşıran son bir damla idi. çünkü “vahdet”in yitirilmesi neredeyse cennetten düşüş ile eşanlamlıdır. vahdet/birlik yoksa artık “huzurdan kovulma” an meselesidir. “ego/nefs” zuhur için fırsat kollar.

nitekim, ego/nefs/yılan evvela havva’nın şuurunda zuhur etmiş ve onu kontrolü altına almıştır çünkü ego zaten uyumsuz şuuraltı süreçlerinin bir ürünüdür. şuuraltı harmonisini kaybedince ego denen zehirli meyveyi verir. daha sonra havva’nın üzerinden adem’i de kontrolü altına almıştır.

ruhlarımızın belası ego/nefs’tir. şeytan ancak bize nefsimiz üzerinden ulaşabilir, başka türlü ulaşması mümkün değildir. islami kaynaklarda iblis’in yılanın ağzına saklanarak cennete girdiği ve havva’ya ulaştığı haber verilir.

şuurun uyanık kısmı erildir ve uyanık olmayan dişi kısmını(şuuraltını) dölleme kabiliyetini haizdir. yani, bir hakikati öncelikle bilincimizle kavrarız sonra o hakikati sayısız defa tekrar ederek şuuraltı tarlamıza ekeriz. o hakikat tohumu zaman içinde neşvü nema bularak, filizlenerek hakikat ağacına dönüşür ve dalları cennetlere doğru uzanır. bir karateci de aynını yapmıyor mu? önce bir hareketi zor bela öğreniyor ve belki de o hareketi binlerce defa çalışıp bilinçaltına indiriyor ve neticede bir usta oluyor.

eğer bilinçaltı tarlamıza peygamber ve onun varisi evliyanın bizlere sunduğu lisanslı ve tescilli hakikat tohumlarını değil, iblis’in korsan ve lisanssız tohumlarını ekersek ondan zakkum ağacı filizlenir ve kökleri cehenneme uzanır. böylece, iblis aynı hileyle bizleri de kandırıp cehenneme itmiş olur. evet, burada ne ekersen ahirette onu biçeceksin. burada kendi elinle inşa ettiğin şuur dünyan yarın ahirette realiten olacak. başına geleceklerden dolayı kimseyi suçlama!

isnetus 18.03.2014 14:37 ~ 14:48

Mobil sürümden çık