Tasavvuf büyüklerine başkalarının kusurlarından bahsedilince, “biz kendi kusurlarımızla uğraşmaktan, başkalarınınkini görmeye fırsat bulamıyoruz” derler.
yine onlara yezid’den bahsedilince, “içimizde nefs/ego adlı öyle bir yezid var ki, onun ile savaşmaktan dıştakilere bakamıyoruz” derler.
yine onlara insanların ahmaklıklarından bahsedilince, “içimizde nefs/ego adlı öylesine büyük bir ahmak var ki, sırf kendisinin aleyhine çalışır, cehennemden çıkmamak için didinir durur. bu ahmakla savaşmaktan hariçtekilere bakmaya fırsat kalmıyor” derler.
hiç farkında değiliz ama nefs/ego/benlik bizim her gün cehennem ateşlerinde kavrulmamıza neden oluyor. korku, endişe, evham, güvenlik hissinden mahrumiyet, allah’tan uzaklık birer cehennem alevi değil midir?
kuran’da anlatılan cehennem sahnelerinin öteki alemde olduğunu düşünüyoruz hep. halbuki o bukağılar şu anda, bilinç boyutumuz itibariyle, ayaklarımıza boynumuza vurulmuş durumdadır. bunlardan kurtulamadan ölürsek, dünyadaki bilinç bedenimiz ahiret aleminde fizik bedenimiz olacağı için, hepsi görünür duruma geçecektir.
hakikati ve hakikat ehlini görebiliyor muyuz?
göremiyorsak, körüz(bilinç itibariyle körlük).
hakikat ehlinin sözlerini işitebiliyor muyuz?
işitemiyorsak, sağırız.
dilimiz hep hakikati mi söylüyor?
söylemiyorsa, dilsiziz.
hani meşhur bir söz vardır: “insan yirmisinde dünyayı değiştirebileceğini zanneder. kırkına geldiğinde hedef küçültür ve çevresini değiştirebileceğini düşünür. altmışında ise kendinden başkasını değiştiremeyeceğini nihayet anlar” diye.
o sözün devamı da var aslında: kendini değiştiren gerçekte dünyayı da değiştirmiş olur; ama kendini değiştirmek yüzeyde kalmayacak… basit bir üstbeyin idrakı olmayacak…altbeyin olarak, yaşantı olarak kendini değiştirecek kişi…işte o zaman, en büyük ahmağın yani egomuzun sonu gelmiş oluyor ve onunla beraber dış dünyanın ahmakları da büyük darbe almış oluyorlar. bu etki altbeynimizin yayın gücüne bağlıdır. kimi vardır ki, ancak oturduğu semti etkileyebilir, kimi de vardır ki, yaşadığı ülkeyi sarsar bilinçaltı yayınları ile…
sonuç: kendimizle uğraşmak yerine diğerleri ile uğraşırsak, ömrümüz kavga dövüş heba olur gider.

