Site icon İsnetus

Ahmet Mahmut Ünlü’nün Ekonomi Yorumu

Cüppeli gayet doğru söylemiş.

insan bu dünyaya marifet(marifet= allah’ı bilmek ve tanımak) tahsili için gönderilmiştir. dünya tüm karanlıkları ve antitezleri de kendinde bulundurduğundan şuurun gelişimi için ideal bir ortam sunar. zira zıtlar, antitezler olmadan şuurun gelişimi imkansızdır. tüm şerlerin, kötülüklerin, şeytanın varlık hikmeti işte budur.

evet dünya sırf bu amaç için yaratılmıştır. burada her şey insana allah’ı bilmesi yolunda hizmet edecek şekilde dizayn edilmiştir. allah’ı bilme yolunda çalışanlar ve sonuç elde edenler, bu nedenle el üstünde tutulurlar. onlar kainatın incisidirler. geri kalanı da ancak kabuktur.

şeytanın, kötülerin, kötülüklerin ve tüm şerlerin dahi var olmasına izin verilir; çünkü onlar dahi en büyük gayeye yani marifet sahibi insanların yetişmesine hizmet ederler. ancak onların niyeti hizmet etmek olmadığı için, alacakları karşılık da ona göre olur. niyetlerine göre muamele görürler.

namaz, marifetin ve zikrin zirvesidir; çünkü o allah’ın huzuruna çıkmaktır. ancak namazdan kasıt elbette yat-kalk hareketi değildir. bir zamanlar bana rüyada şöyle denilmişti: “senin şimdiye kadar namazın yoktu”. halbuki uzun yıllardır namaz kılmakta idim. o zaman anladım ki, önceki namazlarım yat-kalk hareketinden öteye geçemiyormuş. o günden sonra belki cüzi de olsa namazdan nasiplenmeye başladım diye ümit ediyorum.

kişisel şuur için anlatılan bu gerçekler, toplumsal şuur için de aynen geçerlidir. bir toplum, kolektif şuurunun hakka ve hakikate yakınlığınca dünyada refaha ve barışa kavuşur. tersi durumda ise fakirliğe, sefalete, zulme, kan ve gözyaşına mahkum olur.

evet cüppeli doğru söylemiştir ama elbette kendi kastettiği mana ile değil. zira cüppeli son derece ilkel ve sığ bir anlayışın temsilcisidir. ondan hikmet ve incelik beklemek abes olur.

namazı hakiki manada kılabilmek büyük iş…onların sayısının artması ve bizim de onlardan olmamız dileğiyle….

bu iş niceliğe değil niteliğe bakar…bir milletin mensupları içinde hakiki namaz kılabilenlerin sayısının günden güne artması, kolektif bilinci yükseltir, hakka ve hakikate daha çok yaklaştırır. bu da o toplumun zahiren dahi refaha ve barışa kavuşmasına neden olur.

daron acemoğlu bir ülkenin gelişmişliğini, kurumların gelişmişliğine bağlıyor. eksik bir soyutlamadır bence bu…peki kurumların stabilitesi ve gelişmişliği neye bağlıdır? onu ne belirliyor? benim görebildiğim kadarıyla olay şudur: iki millet arasındaki gelişmişlik farkı, son tahlilde, tamamen toplumların kolektif şuurları arasındaki gelişmişlik farkına bağlıdır.

bir toplumun kolektif şuurunun diğerinden daha gelişmiş olması, aynı zamanda onun hakka ve hakikate diğerinden daha yakın olması anlamına gelmektedir.

isnetus 06.09.2022 10:25 ~ 10:46

Exit mobile version