• İnsanın aklı, vahiyden doğan hareketleri bazen delilik, kaçıklık gibi görür. bazen de onlara hayran olur, şaşırır kalır. çünkü bu yüksek hakîkatlerin anlaşılması için aklın da o dereceye yükselmesi, daha doğrusu aklın rûh olması gerekir.
• hızır’ın vahiy rûhuna, ledünnî ilme dayanan bazı davranışlarından, yaptığı işlerden hz. musa’nın aklı bulandı.
• hızır’ın yaptığı bazı işler hz. musa’ya uygun gelmedi. çünkü musa peygamberdi, ama onda hızır’ın hali, hızır’ın sezişi yoktu.
• yüksek hakikatler karşısında, gizli işlerde kelîmullah olan mûsâ’nın aklı bile körleşir kalırsa, ey akıllı fikirli geçinen kişi, söyle bakalım, farenin aklı ne işe yarar?
[•kısa görüşlü, daima renkten renge giren, kararsızlığa alışmış kişiler
fâreye benzer. çünkü onların yeri topraktır; geçim yeri topraktır.
• fâre bir çok yol bilir, fakat bildiği yollar hep toprak altındadır. o her
tarafta toprağı oymuş, delik deşik etmiştir.
• fâreye benzeyen nefs de, ancak lokma(para) peşinde koşar, lokma kemirir.
zaten fâreye de ihtiyacını temîn edecek kadar akıl verilmiştir.
• çünkü cenab-ı hakk, hiç kimseye ihtiyacı olmayan, işine yaramayan bir şey bağışlamaz.]
(mesnevi’den)
(bkz: fare/#47536034)
