Hem kudüs, hem de mekke, mekanın ruhlaştığı bölgelerdir. bu sebeple, hz. ibrahim’in, ki bütün peygamberler aynı soydan gelirler, nesebi ikiye ayrılmıştır. bir kol mekke’ye diğer kol da kudüs’e gitmiştir. kabe’yi yapan da hz. ibrahim’dir.
kabe’nin yapısının bir önemi yoktur. o sadece bir işarettir. asıl önemli nokta kabenin olduğu o alandır. kalb gözü açık olan evliya’nın söylediğine göre tam oradan nurani bir sütun yükselmektedir. burası adeta ötelere açılan boyutsal bir kapıdır.
işte bu sebeple ibadet için tam o noktaya dönmek zorundayız. tıpkı bir çanak antenin uyduya dönük olması gibi, ki veri alışverişi sağlıklı bir şekilde gerçekleşsin. bunlar benim kendi araştırmalarım sonucu öğrenebildiklerimdir. belki doğru, belki de eksiktir…
not1: kutuplarda nasıl namaz kılalım diyen arkadaş! boşver kutuplarda da kılmayıver. buraya dönünce kaza edersin. zaten, buz gibi kutupta nasıl abdest alacaksın? olduğun yerde donup, kutup ayılarına yem/hedef olursun vallahi.
not2: namazın dili konusunu merak edenler için:
(bkz: #30003293)
