Site simgesi İsnetus

Allah Parayı Kime Verir

1. Madde ve tabiat seviyesinde olanlar: bunların itikadı “paran yoksa köpeksin” şeklindedir. zira kalpleri madde ile perdelendiği için hakkı göremezler. dolayısıyla izzeti itibarı paraya bağlarlar. bu sebeple tüm canları ve ruhları ile para peşinde koşarlar. paraya öylesine ihlasla(içtenlikle) bağlıdırlar ki, allah ihlasları sebebiyle bunların çoğuna para ihsan eder. bir kısmına ise hakîm(hikmetle iş gören) ismi blokaj koyduğu için ne kadar para peşinde koşarlarsa koşsunlar, allah onlara geçimlik dışında fazla para vermez.

madde ve tabiat seviyesinde olan bilinç, yani emmare yüz seksen derece ters dönmüş durumdadır. yüzünü haktan çevirip maddeye yönelmiştir. bu nedenle emmareye yapılan tüm ihsanlar aslında ona iyilik değil, bir lanettir. bataklığına daha beter gömülmesine sebebiyet verir(güneşin balçıklı ve çamurlu bir suda batması ayetini hatırlayın).

bilinci emmare mertebesinde olduğu halde zenginliğe, şöhrete, makam ve mevkiye kavuşanların tamamı gerçekte belasını bulmuştur. bunlar tıpkı bileşik kaplardaki gibi dünyalığı arttıkça ahiretliği azalanlardır veya sonsuz ahiretini cüzi bir dünyalık için takas edenlerdir veya maddiyat için ruhunu şeytana satanlardır.

2. maddeden kurtulup nur boyutuna geçenler: allah rahmet ettiği kulunu emmare mertebesinde iken mahrumiyet içinde yaşatır. emmareyi onun için adeta bir cehennem kılar. onu zebani kullarına ezdirdikçe ezdirir. o kişi de azaptan kurtulmak için can havliyle her yola başvurur. her yanlışını düzelttikçe ateşi bir nebze söner. böyle böyle o cehennemden kurtulup nihayet nura ulaşır.

bu kişi muizz ve müzill olanın yani insanı yükseltip izzet verenin veya aşağılayıp ezilmesini sağlayanın hak olduğunu bilmiştir. hak bir kulunu ezmek, hor ve hakir kılmak istediğinde fakirlik, değersizlik, insanlar arasında itibarsızlık verir veya bunu başka yollarla yapar. yüceltmek istediği kuluna da para, makam mevki, güç verir veya dilerse bambaşka vesilelerle de kuluna izzet bahşeder.

bu bilince ermiş olan kişi maddi manevi eline geçen tüm nimetlerin hakkın ihsanı olduğunu bildiği için, nimetler onun ile hak arasında perde olmazlar. dolayısıyla allah’ın bu kuluna bol bol ihsan etmesi artık lanet hükmü almaz, bilakis onun için artık nimetler sırf hayırdır. bu kişi ihsana uğradıkça hakka olan şükrü, teşekkürü ve yönelişi artar.

son söz: gerçekte maddi manevi allah’ın tüm nimetleri iman ve nur sahipleri içindir. kişinin nuru ne kadar çok ise zenginliği de orantılı olarak fazla olur. “bir lokma bir hırka” felsefesi yalnızca emmare mertebesinde iken geçerlidir. oradan çıkar çıkmaz bu felsefenin hükmü kalmaz.

burada anlatılanları yalnızca hakîm esması bloke edebilir. yani allah değişik hikmetleri gereği herhangi bir mertebedeki kuluna çok farklı muameleler yapabilir.

isnetus 18.11.2024 12:39 ~ 12:51

Mobil sürümden çık