“Her memeli hayvan gibi karşı konulmaz bir üreme içgüdüsüne sahibim” demiyor da, kendi kendine kutsallıklar falan uyduruyor…neymiş? annelik kutsalmış…
dünyaya bir canlı getirmek niçin kutsal olsun ki? bildiğim kadarıyla dünyada herhangi bir insan kıtlığı bulunmuyor. hatta gereğinden fazla insan mevcut bu dünyada. binbir türlü zorluklar içinde hayat mücadelesi veriyor hepsi. vahşi tabiat seviyesindeki kötülükler, ölüm, kan, gözyaşı, savaşlar vs. de cabası…
şimdi sen bu vahşi tabiata yeni bir canlı getirmekle iyi mi ettin, yoksa nice acı ve çilelere maruz kalacak bir özneyi daha mı ortama ilave ettin? tabiat, tüm hayvanları acı ve hazla güder. hayatta kalmayı ve üremeyi haz verici nöro-kimyasallarla ödüllendirir(endorfin, serotonin, dopamin vs…). sen bencilce basit bir ödüllendirme mekanizması için anne oldun altı üstü…hepsi bu…kutsallığı nerden çıkardın? hangi tanrının kutsallığı bu?
kişisel planda ise o yavrunu büyütmek için neler neler çekeceksin, nelere katlanacaksın…peki tüm o cefanın sonucu ne olacak? dünyaya bir bilgin, bir evliya mı hediye etmiş oldun? koca bir hiç…hiçbir özelliği olmayan sıradan bir canlı işte…
işin bir başka yüzü de var elbet. söz gelimi, “çocuğum belki bir evliya olur” şuuru olsaydı sende, işin rengi bir anda değişecekti; ama toplum olarak o şuuru çoktandır kaybetmiş bulunuyoruz. veli, arif, Allah’ı bilen kişi…hem yedi göbek kendi nesline, hem de topluma büyük faydalar sağlayacaktır. ancak, öyle bir çocuğun yetişmesi için verilen emekler boşa gitmiş sayılmaz. en azından insanlarda böyle bir niyet olmalıdır. sırf öyle bir niyet bile kurtarıcıdır…
