Ancak bilinen ve bulunan aranabilirmiş.
Allah dostlarından bazıları “önce ararsın sonra bulursun” dediler. bazıları da “önce bulur sonra ararsın” ibaresini kabul ettiler. imam-ı rabbani hazretleri ise “bulmak ve aramak aynı anda olmalıdır, bunların birbirlerinden ayrılmaları caiz değildir” buyurdular.
işin aslı şudur ki, yolun başındakilere ehlinin kalbinden bir kıvılcım akseder. bu kıvılcımla onlar da bilmiş ve bulmuş olurlar. ancak bu, hakikatin aslı değil suretidir çünkü yolun başındaki kimsenin kalbi, hakikati olduğu gibi kabul edecek kıvamda değildir ancak kendi istidadınca hakikatin bir suretini yüklenir. yolda ilerledikçe hem o kişi olgunlaşır, hem de kalbindeki suret kademe kademe asla yaklaşır. işte aramak ve bulmanın beraberliği budur.
