Site icon İsnetus

Aşk ve Kaba İçgüdü

Emmare mertebesinde ruh, maddede fâni olmuş, onda erimiştir. dolayısıyla tüm ulvi değerlerden soyunmuş ve materyalize olmuştur.

peki emmare mertebesindeki şuurda hiç mi ulvi değerler kalmaz?

evet, onda artık ulvi değerler kalmamıştır diyebiliriz. kalmış olsa da bunlar tamamen arızidir; yani geçici ve yüzeyseldir. mesela bir zencinin siyahlığı zati ve asli iken, kömür madeni işçisinin siyahlığı arızi ve yüzeyseldir. arızi etki, dış bir etkenle hatta sadece zamanla dahi izale olabilir; zira her şey eninde sonunda kendi asli tabiatına döner ve orada karar kılar.

evet, emmare mertebesindeki kimse, başlangıçta aşk ve yüksek duygular neviinden hissiyat tadabilir; ancak bunlar sabun köpüğü gibi kısa sürede sönerler ve o kimsedeki hissiyat en kaba içgüdüler seviyesine iner ve orada karar kılıp sabitlenir. bu kimseler ömürleri boyunca o ilk hislerini ararlar ama bulamazlar. bulamayınca da o hisleri gençliğin ve tecrübesizliğin verdiği toyluğa bağlarlar. aşkın bir kandırmaca olduğundan hiç şüpheleri kalmaz. işin garip tarafı verdikleri bu hüküm yine kendi bulundukları şuur seviyesi itibariyle kesinlikle doğrudur.

lakin şuurun başka seviyeleri vardır ki, işler orada çok değişiktir. mesela, belli bir aşamada aşk kişinin tabii sıfatı haline gelir ve nasıl ki zencinin siyahlığını ondan gidermek mümkün değilse, artık bu kimseden de aşkı izale etmek öylesine imkansızdır. bu noktaya gelen kimse için kadın hakka vuslatın sureti olmuş olur. “su” kelimesi, o hayat veren sıvıya işaret ve remz olduğu gibi, kadın da hakka vuslata işaret ve sembol haline gelir. o yüzden peygamber “bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: namaz, kadın ve güzel koku” demiştir.

isnetus 26.11.2018 14:17

Exit mobile version