Tasavvuf ehli böyle şeylere önem vermez; önemi de yoktur zaten; ama değişik bir olay olması hasebiyle bu sabah başımdan geçenleri anlatayım.
sabah namazı vakti birden uyandım. ancak bedensel manada değil yakazaten bir uyanıştı bu. loş bir karanlık vardı. önce ayaklarım havalandı ve bedenin üstüne yükseldim. nedense bedenden ayrılış hep ayaklardan başlıyor. bir kaç tane serserimsi tip fark ettim. bunlar spritüel boyutun apaçileriydi. önce bunlara tekme tokat giriştim. sonra da füze gibi yükseldim ve havada uçarak daireler çizmeye başladım. evleri gezerken kardeşimi gördüm uyuyordu. onu pas geçtim. sonra anneme gittim. nedense böyle durumlarda hep anneme gitmeyi tercih ediyorum. sebebini ben de bilmiyorum. şu anki aklım olsa önce en münkirlerin yanına gidip korkutmayı tercih ederdim.
annem uyuyordu. elimle yüzüne hafif dokunuşlar yaparak “anne uyan, ruh olarak ben geldim” dedim. annem uyandı. elbette bu uyanış gene spritüel boyut itibariyle idi. annem gözlerini dikti ve “hayır sen değilsin” dedi. normal olarak emin olmak istiyor çünkü spritüel boyutun zemini çok kaypaktır. orada her türlü dalevere döner. “benim anne emin olabilirsin” dedim. bir taraftan da abartı nazik davranıyorum, kokmasın diye. annem “aç ağzını ” dedi, ben de açtım. sanırım dişlerimden teşhis koymak istedi(spritüel beden enerji yapılı da olsa birebir maddi bedenin izdüşümüdür) sonra “aaaaa” dedi. gerçekten ben olduğumu anladı sanırım. o anda tak uyandım, madde bedenimde gözlerimi açtım.
