İnsanların abes bir şekilde sandığı gibi allah ne dünyada ne de ahirette kullarına azap etmez.
yaşadığımız tüm acılar, çektiğimiz tüm çileler kendi yanlış itikadımızın, yanlış ve bozuk zanlarımızın ürünüdürler. yani aslında biz kendi kendimize azap eder ve kendi kendimizi ateşe atarız.
eğer yanlış itikatlarımızdan kurtulubilirsek aynı anda çektiğimiz azaptan da kurtuluruz. itikat dediğimiz olgu bilinçaltına kadar inmiş kabullenimlerdir. bilinçaltımız nasıl yapılanmışsa evrene o türden bir yayın yapar ve evren de ona aynı şekilde dönüş yapar.
diğer yandan evrensel düzenin kurucusu, kodlayıcısı ve işleticisi allah olduğu için iyisiyle kötüsüyle her şey ona atfedilir. hayır ve şer ondandır denilir. ancak iki yaklaşım arasında büyük fark vardır.
eğer sen mahlukata merhametsiz olursan, evren de sana son derece merhametsiz davranacak.
eğer sen insanlara ihanet edersen, sana da ihanet edilecek.
eğer sen insanların malını haksız yere ele geçirirsen, senin malın mülkün de bir şekilde heba olacak ve hırsla sahiplendiğin malını kaybedince içine bir ateş düşecek.
evrensel düzeni ve onun işletmenini görmez inkar edersen, asi, baği, eşkiya olacaksın. bir kanser hücresi damgası yiyeceksin. düzen seni yok edecek, etkisiz hale getirecek, zindanlara tıkacak şekilde harekete geçecek.
gerisini de sizin tahayyül gücünüzüe havale ediyorum…
