Site icon İsnetus

Batı Medeniyetinden Sonra Hakim Olacak Medeniyet

Feyarabend’in aktardığına göre japonlar, meiji restorasyonu sırasında batı düşüncesini incelerler ve batılı dünya tasavvurunun “barbarca” olduğu neticesine varırlar. ama varlıklarını sürdürebilmeleri için, onlarınki kadar güçlü silahlar yapmaları gereklidir ve bunun için de onların dünya tasavvurunu dünyanın doğru bir yorumuymuş gibi kabul etmeleri gerektiğinin bilincindedirler. yani, newtoncu dünya tasavvurunun dünyanın “doğru” bir tasavvuru olmadığını peşinen bildikleri halde, onu doğruymus gibi kabul ederler.

japonların önceki medeniyeti de çin’den aktarmadır. hepsi aynı kültür ve medeniyet şemsiyesi altındadır/altındaydı. şu anki konumları itibariyle, gerek kore gerekse çin’nin pozisyonları japonlarınkinden farklı değildir. dünyevi güç için çekinmeden hakikatleri örtmek durumundalar. yani adamlar bir nevi “serdar ortaç”ın külli ölçekli versiyonları. rüzgar ne taraftan güçlü esiyorsa hemen o tarafa secde ediyorlar.

burada hemen unutmadan belirtelim: teknik veya teknoloji, kültür ve medeniyetten bağımsız bir unsur değildir. tam tersine kültürün bir parçasıdır ve teknolojiyi kültür belirler. dolayısıyla batının teknolojisini almakla aslında kültürünün bir parçasını çoktan almış olursunuz. batının bilimini alalım ama kültürünü almayalım diyenlere duyurulur. rte gibilerine…

herkesin hayranlık duyduğu uzakdoğu başka açıdan zavallı durumdadır. sözü kendilerinden birine verelim:

“hong kong’daki “asya derneği”nin milyarder başkanı ronnie chan, geçen eylül’de yapılan dünya bankası toplantılarında sözünü esirgemedi: “doğu’nun, batı’nın nesine ihtiyacı var. batı’nın teknolojisine, askeri şemsiyesine, sermayesine ve pazarına ihtiyacımız var. peki, batı’nın bizim neyimize ihtiyacı var? pek fazla bir ihtiyacı yok.” 

asya bir zamanlar büyük imparatorluklar kurdu; görkemli filozoflar, kültür ve bilim adamları yetiştirdi. bunu başarmasının sebebi, gerçek zenginliğin entellektüel (fikri) sermayeden kaynaklandığını bilmesiydi. şimdi asya’da bu sermayenin pek azı var. japonya’dan singapur’a asya’da zenginliğin üretimi esas olarak taklitçiliğe dayanıyor. asya’da, özellikle “asya değerleri”ni savunarak batı’ya saldıran kimseler arasında pek az kimse, asya modernleşmesinin büyük ölçüde batı zihninin bir ürünü olduğunu kabul etme dürüstlüğünü gösterebildi.

bugün göz kamaştıran bir maddi zenginlik görüntüsünün ardında asya, entellektüel bakımdan hala bir sömürge özelliğini gösteriyor. japonya’yı ele alalım. doğu ile batı’nın en iyi yanlarını başarıyla birleştirdiği için ideal asya toplumu olarak görülebilir: zengin, teknolojik bakımdan ileri, temiz, düzenli, sosyal bakımdan uyumlu, çok az suç işlenen bir ülke. ama eğer japonya ideal bir toplumsa, asya yenildiğini peşinen kabul etmeli. çünkü japonya’da, türetilmiş olmayan, orijinal olan ne var?

bütün bu izahlardan sonra esasa gelirsek: gelecek yalnızca islamındır! çünkü batı karşısında ezilmeyip, ruhunu koruyabilip, yepyeni bir medeniyetin tohumlarını bünyesinde taşıyan sadece o vardır. batı potansiyel adayların tamamını ezip geçmiştir, ezemediği bir islam kaldı…asla ezemez çünkü kökleri çoook derin…

isnetus 01.12.2013 19:47

Exit mobile version