Site icon İsnetus

Beddua ve Nazar Diye Bir Şeyin Olmadığı Gerçeği

Evrende en başından beri tüm süreçlerin deterministik olduğu doğrudur.

mesela bir bilardo masasında üçgen içindeki bir topa ıstaka ile vurulduğunu düşünün. elimizde süper bir bilgisayar ve tüm hesaplamaları yapacak mükemmel bir programımız olsun.

topun bir noktasına ıstaka ile şu kadarlık bir güç uyguladığımızda, topların saçılımını tam olarak bulabilirdik. program zemin ve hava sürtünmesini, yer çekimini ve sair değişkenleri hesaba katacak ve her seferinde topun hangi noktasına ne büyüklükte bir güç uygulanırsa, saçılımın nasıl olacağını doğru olarak simüle edebilecektir.

evrenin başındaki büyük patlamayı ıstakanın vuruşu kabul edersek, evrenin sonuna kadar tüm saçılımın ve mikrodan makroya tüm kütle hareketlerinin, mevcut kurallar dahilinde, nasıl hareket edecekleri bellidir.

zahir gözüyle tarihi determinizm…

bâtın ve hikmet gözüyle takdir-i ilahi…

ancak şu da vardır ki, evrenin bilinci için tüm bu süreç bir anlıktır. zaman bizim gibi cüzi varlıklara göre vardır ancak ve saçılımın nasıl olacağına bizim şu andaki tercihlerimiz dahi etki eder. bu etki cüzidir elbette. o yüzden insanın cüzi iradesi ve seçim hakkı vardır diyoruz. yani bizim şu anda yapacağımız tercihler, evrenin başlagıcında düzene etki eder.

yine o yüzden diyoruz hep: bize empoze edildiği gibi tarihi yarı ilah konumuna getirilmiş kahramanlar yapmaz. tarih deterministik işler. her şey bir nevi önceden bellidir ve planlıdır ancak insanın sisteme cüzi de olsa etkisi vardır. insanın etkisi sıfır değildir ve bu etki deterministik düzene dahildir.

insanın sisteme etkisi ise spritüel gücü oranındadır. bir insanın spritüel gücü ne kadar yüksekse o kadar etki gücü vardır. peygamber ve evliya devasa evrensel güçleri harekete geçirebilecek güçlere sahiptirler. gerçi bu ifade biraz yanlış oldu. daha doğrusu, evrensel güçler o zatlardan açığa çıkarlar. evrensel bilinç o zatları araç olarak kullanabilir yeri gelirse. bu zatların kendi şahıslarına ait bir güçleri olmadığı için de süpermen gibi hareket etmeleri söz konusu olamaz.

o yüzden evliyaya “niçin uçup kaçmıyorsun, olağanüstü hal göstermiyorsun? “diye sorulmaz. beşer olarak bizlerden farkı yoktur çünkü onların. yeri gelirse evrensel güçler, onu araç olarak kullanabilir. bu onun elinde değildir.

nazar, haset ve beddua da ego kaynaklı işlerdir ve ilgilisinin duygu yoğunluğuna ve ürettiği negatif enerji oranına göre etki eder.

ego, tüm şerlerin kaynağı olmak cihetiyle, baktığı her şeyi kurutur. ilacı ise allah namına bakmaktır… o zaman kişi yakıcı nar(enerji) dalgaları yerine, ihya edici nur dalgaları yaymaya başlar.

kişinin kendine dahi nazarı değer. elindeki nimeti ego gözüyle değerlendirirse, o nimetin zayi olması söz konusu olabilir

isnetus 13.12.2019 20:40 ~ 21:41

Exit mobile version