Site icon İsnetus

Besmele 3

Hakiki olarak bismillahirrahmânirrahıym diyebilen ancak insan-ı kamil’dir. bizim çektiğimiz besmele büyük ölçüde kuru bir sözden ibaret kalmaktadır.

besmele, “ben bu işi allah adına, allah’a halife olarak, bağımsız bir varlık olarak değil allah’ın elinde bir araç olarak yapıyorum” demektir.

gerçekte zaten durum budur. yani tüm mahlukat allah’ın elinde bir araç hükmündedir. hiçbirinin kendi kendine bir şey yapma gücü yoktur. bir kukla, kukla oynatıcısı olmadan hareket edebilir mi?

insan ise çok cahil ve çok zalim olduğu için kendisinin bağımsız ve güç sahibi olduğu vehmine düşmüştür. peki kimdir bu zanna düşen? elbette kendini beden seviyesine indirgemiş mutlak bilinçtir. aslında her şey o’ndan yine o’na…

mutlak bilinç kendini beden kaydına sokuyor ve bedenin gözünden alemi seyretmek istiyor. beden kaydına girmek demek, aşağıların en aşağısına inmek demek aynı zamanda. zira madde boyutu, evrenin en düşük titreşim frekansına sahip olan katıdır.

ancak burada eskilerin deyimiyle, “hulul ve ittihad” yanılgısına düşmeyelim. allah, bedenlere girmemiş ve onlarla birleşmemiştir. son derece yanlış bir görüştür bu. bu noktada hakikate en yakın misal, güneş ve ayna benzetmesidir. güneş, el kadar bir aynaya dahi bir suretini bırakabilir; gelip aynayı kendine arş(taht) edinebilir; aynaya oturabilir. ancak bunların hepsi yalnızca gölge/görüntü itibariyle doğrudur. gerçekte güneşin olduğu haliyle aynaya gelip oturması söz konusu olamaz. güneş aynaya girmemiştir, ancak yine de aynadaki güneş suretinin her işi asıl güneşin fiilinden bir yansımadır ve onun fiiline dahildir.

işte bir kimse besmele çekmekle, madde ile iştigal etmekten dolayı oluşan gafleti atmakta ve “ben allah’ın elinde bir araç olarak bu işi yapıyorum” şuuruna yükselmektedir. ancak besmeleyi sırf söz olarak söylemek işe yaramaz.

dikkat edersek, besmelede allah, rahman ve rahıym olmak üzere üç esma vardır. verdiği mesaj ise şudur: ancak rahman ve rahıym esmalarının manaları ile donandıktan sonra besmeleyi gerçekten çekmiş olur ve o anda allah’a erebilirsin.

rahman esması hiçbir ayrım gözetmeden tüm mahlukta karşı adaleti gerektirmektedir. eğer sen insan veya herhangi bir mahlukata adaletsizlik, hukuksuzluk yaparsan, rahman esmasına aykırı düşmüş olursun. bilhassa sekt ve aidiyet bilinci ile müslümanlık yapanlarda bu durum çok görülmektedir.

rahıym esması ise iman sahiplerine özel bir ilgiyi ve ikramı gerektirmektedir. bakın burada artık adaletten bahsetmiyoruz. adalet zaten varsayılan olarak elde olmak zorunda. adalet, hak edene hak ettiğini vermek demektir. rahıym esması ise bizlere, “iman sahibine yalnızca adalet üzere davranman yetmez. onun da ötesine geç ve ona ikram et” demektedir. bunu yapamazsak rahıym esmasına mazhar olamayız. dolayısıyla da besmeleyi hakikat mertebesinde çekemeyiz ve allah’a ulaşamayız.

isnetus 01.08.2022 10:36 ~ 10:44

Exit mobile version