Site simgesi İsnetus

Bilim 2

speygamber

Her sabah Süleyman mescid-i aksa’ya gelir, tam bir ihlasla tanrı’ya ibadet ederdi. her gün mescidde yeni bir otun bittiğini görür, adın nedir, ne faydan var? ne biçim ilaçsın, nesin, sana ne derler… kime ziyansın, faydan kime? diye sorardı.

her ot, adını, tesirini söyler; “şuna can’ım, öbürüne zehir…buna zehirim, ona şeker… adım, kader levhinde şudur diye dile gelirdi. hekimler süleyman’dan o otu öğrenirler, bilgi sahibi olurlar, ona uyarlardı. bu suretle tıb kitapları düzdüler… bedenleri hastalıklardan kurtardılar. bu nücum ve tıp bilgileri, peygamberlerin vahiyleridir…yoksa akıl ve duygunun o tarafa nereden yolu olacak?

cüzi akıl, bir şeyden hüküm çıkaracak akıl değildir. o, ancak fen sahibinden fenni kabul eder, öğrenmeye muhtaçtır. bu akıl, öğrenmeye ve anlamaya kabiliyetlidir. ama vahiy sahibi ona öğretir. bütün sanatlar, şüphe yok ki ilk önce vahiyden meydana gelir, fakat sonra akıl, onların üstüne bazı şeyler katar!

dikkat et de bak! bizim bu aklımız, hiçbir sanatı, usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! sanat bilgisi, bu akılla olsaydı ustasız bir sanat meydana gelirdi! (mesnevi’den)

not: tüm ilimler köken ve başlangıç itibariyle peygamberlere dayanırlar. hatta matematik ilmini ilk ortaya koyan idris a.s. idi; namı diğer hermes trimegistus; trimegistus üç kez bilge demek.

isnetus 08.06.2018 22:52

Mobil sürümden çık