Bilim zaten kendini sorguluyormuş da bilmem neymiş…
adamlar gözümüzün içine baka baka safsatalarını yutturmak istiyorlar veya kendileri de birer kurban zaten…
paradigma içi sorgulama ile paradigmanın kendisini sorgulamak çok farklı şeylerdir. anlayan beri gelsin…zaten levvame, yani kendini sorgulayan bilinç o yüzden oldukça yüksek ve zor ulaşılır bir mertebedir tasavvufta.
deccal o şekilde çalışır…
deccal aldatmakla iş görür… her şeyi birbirine çorba eder. o karışıklıkta zihinleri istila eder.
normalde “bilim” bir yöntemdir değil mi?
belli kriterlere göre elde edilmiş bilgiye, ‘bilimsel bilgi= scientific knowledge’ denir.
ancak şişede durduğu gibi durmuyor maalesef bu meret. insanoğlunun huyu kurusun…
sayısız safsata içinde boğulmamak için size bir basit örnek vereceğim:
şu bizim komünistleri biliyorsunuz. adamlar saf materyalist. ahirete falan inanmıyorlar; ama sonsuz bir adanmışlık içinde ölürken kendi kanıyla “devrim” yazan komünist var.
bu ne yaman çelişki göremiyor musunuz?
ahirete inanmayan ve ölünce toprak olup gideceğine inanan bir kişinin en keyifli şekilde hayatını geçirmeye çalışması icap ederken; dağlara çıkmak, devrim yapmaya çalışmak, sonsuz çilelere katlanmak, açlık grevlerinde ölmek vs…ne oluyor ki?
sen evrenin oluşumu içinde altı üstü üç günlük ömrü olan, geçici bir organizmasın. evrenin dev zaman ölçüsüne göre meyve sineğinden farkın yok. bugün var yarın yoksun. bu ne gereksiz, beyhude ve anlamsız çaba?(onların inancına göre)
işin sırrı işte burada… adamlar materyalist bir ideolojiyi tersyüz edip aynen mistik bir dine çevirmişler. halbuki onlara sorsanız size marksizmin “bilim” olduğunu söyleyeceklerdir.
işte bilimin kendisi bile böyledir. normalde bir tür bilgi elde etme yöntemi iken bir inanca evriltilmiştir. insan denen bu canlının huyu kurusun…hep böyle yapıyor.
“bilim” artık basit bir bilgi edinme metodolojisi değildir…artık bir dindir…onun etrafında total bir dünya görüşü ve evren algısı inşa edilmiştir. zaten din dediğimiz de tam olarak budur.
din adı altında bildiğimiz yapılar ortaçağda üretilmiş paradigmalar iken, “bilim” modern çağda üretilmiş bir paradigmadır. yani son tahlilde hepsi üretim tarihi farklı paradigmalardır veya eski tabirle dinlerdir…
