Daha önce Abdülhakim Arvasi hazretlerini gördüğüm şu rüyada (bkz: #82924027) bana besmeleyi telkin ettiğini yazmıştım. ancak yorumunu yapmamıştım. şimdi bu konuyu biraz açmaya çalışayım…
zamanının büyük evliyasından olan şarani hazretlerine göre kutb-u azam’ın zikri “bismillahirrahmanirrahim”dir. dolayısıyla arvasi hazretlerinin de besmeleyi telkin etmesinden, onun kutb-u azamlık makamında olduğunu düşünmemiz yanlış olmayacaktır. kutb-u azam tüm kainatın özü olan insan demektir. o, tıpkı bir çınar ağacının minicik tohumunun tüm ağacı potansiyel olarak kendinde bulundurması gibi koskoca kainatı kendinde taşır. bunun sebebi onun besmelenin manasına ermiş olmasıdır veya besmele o kimsenin kalbinde tüm tecellisi ile açılmıştır da diyebiliriz.
bismi-allah’daki “Allah” lafzı tüm kainata bakar; zira Allah ismi varolan her şeyi içine alır; bu ismin haricinde ne olumlu ne de olumsuz hiçbir mana kalamaz. mesela Allah rahman’dır yani çok merhametlidir; rahim’dir yani pek şefkatlidir; ama aynı zamanda müntakim yani intikam alıcıdır veya kahhar’dır yani ezici ve kahredicidir. bunun gibi gerek olumlu gerekse olumsuz tüm anlamları kapsamına alır; dışarda hiçbirini bırakmaz.
bismi-allah-ir-rahman’daki “rahman ismi ise direkt dünya adlı gezegenimize bakar; çünkü dikkatli bakarsak bu gezegenin adeta ilahi bir sofra ve ikramlar yurdu olduğunu görürüz. mesela mars’a bakın…kupkuru bir gezegen…ne koparacak bir meyvesi, ne şırıltısını dinleyeceğimiz bir deresi, ne suyu, ne de tutacak balığı var…halbuki dünyamız öyle mi? sayılamayacak kadar çok nimetler içinde yüzüyoruz resmen. işte dünyanın bu özelliği onu rahman isminin bir mazharı yapmaktadır. lütuflar, ikramlar, hediyelerin her türü bu gezegende üzerimize yağmaktadır oluk oluk… lakin bizler kanıksama ve alışkanlık yüzünden bu nimetlerin farkında değiliz. günlük olaylar içinde boğulup gidiyoruz. “ol mahi* ki derya içinde, deryayı bilmez” demiş eskiler…
besmelenin son kısmındaki rahim ismi ise insana bakmaktadır. rahim ismi şefkatli demektir. bir annenin çocuğuna olan şefkati rahim isminden minicik bir yansımadır sadece.
peki insana bu denli şefkat gösterilmesinin sebebi nedir?
insana akıl nimeti verilmiştir. lakin bu nimetin bir de külfeti vardır. akıl ona bir çok nimet bahşederken, bir taraftan da ihtiyaçlarını çoğaltır ve acziyetini artırır. aklıyla hayal atına binip saniyeler içinde dünyayı gezer, evreni fetheder, zaferden zafere koşar; ama hayalden uyanınca elinde seraptan başka bir şey kalmaz; pof…hepsi uçuverir. yani aklının yetiştiğine eli yetişmez. bu orantısızlık onda acziyete yol açar.
halbuki aklı olmadığı için bir hayvan gayet basit bir şekilde yaşayabilir. ne acziyetten, ne de ihtiyaçtan haberi olur. hayvanın ihtiyaçları basittir: ne giyecek, ne pişirme, ne de barınma sorunu olur. hepsi bedavadır ona…hayalleri de yoktur.
bu sebeple insan kainatın nazlı çocuğudur. eğer ona çok özel ve istisnai bir şefkat gösterilmese idi kesinlikle hayatta kalamazdı. o yüzden kuran’da yeryüzünü insan için döşek kıdık der. orada kullanılan “mihad” kelimesi beşik demektir aynı zamanda. yani rahim ismi insanı adeta bakıma muhtaç bir bebek gibi gözetmekte, beslemekte ve göz kulak olmaktadır. o yüzden besmeledeki rahim ismi direkt insana bakar. böylece besmele tüm kainatı ve onun göz bebeği ve nazlı çocuğu olan insanı içine almış olur.
