Malum olduğu üzere dünya bir boğanın boynuzları üzerinde durur. eğer boğayı kızdırırsanız başını sallar; dolayısıyla dünya sarsılır.
bu mecazi anlatım esasen çok katlıdır. ben şimdilik ilk iki katını açamaya çalışacağım:
1. boğa(öküz), tarım toplumlarında üretimin temel unsurudur. bu durumda boğayı rahatlıkla iktisadi altyapının bir sembolü olarak görebiliriz. hukuki üst yapı ise onun boynuzları üzerindeki dünyadır. yani siyasi düzen, adil bir ekonomik altyapı üzerinde yükselir.
ekonomide adil bir paylaşım düzeni kurulamazsa veya zaman içinde bozulursa, ona bağlı olarak hukuki düzen de bozulur. yani bozuk bir gelir dağılımı, bozuk bir hukuki sisteme yol açar ve ihtilaller, ayaklanmalar, iç karışıklıklar patlak verir.
yani boğa kızıp başını sallarsa, boynuzları üzerindeki dünya sarsılır.
2. daha önce meleklerin gerek mikro(insan), gerekse makro(evren) plandaki güç alanları olduğu açıklanmıştı. bu güç alanlarının kendine göre bilinçleri dahi vardır. her bir güç alanı üstlendiği göreve göre farklı anlamlar taşır bünyesinde. bu güç alanları ile rezonansa giren bir kişinin hayal gücü temas ettiği anlam terkibine göre bir suret üretecektir; tıpkı rüyada yaptığı gibi.
işte dünyanın temel mekanizmasını işleten güç alanlarından birinin rüyalar alemindeki sureti boğadır. bu güç alanının çalışmasını aksatacak veya kısa süreli de olsa sekteye uğratacak herhangi bir etken sonuçta dünyada zahiren görülecek bir doğal felakete yol açar. genelde bu etki insanların yoğun olarak ürettikleri negatif enerjiler yani günahlardır.
günah işlemek boğayı kızdırır yani mezkur güç alanının çalışmasını aksatır. demir tozlarını hizaya sokan mıknatısın güç alanının değişmesinin, demir tozlarının düzenini değiştirmesi gibi, dünyada maddi planda değişiklikler olur. bunlar deprem veya sair doğal felaketlerdir.
