Evet türkiye’nin dünyanın belli başı güçlerinden biri olmasına 5-10 yıl kalmış durumdadır.
ilk başarı türkiye’nin 2000’li yıllar itibariyle giriş seviyesinden de olsa bir sanayi toplumu haline gelmiş olması idi. ancak bu seviyede meşhur “orta gelir tuzağı” denen ve kişi başı milli gelirin 10 bin dolar civarında takılı kalması olgusu mevcuttur.
bu tuzaktan kurtulmak ve ileri seviye sanayi ülkesi haline gelebilmek oldukça zorlu bir iştir. mesela güney kore bu tuzağı elektronik ve biraz da otomotiv endüstrisi ile aşmayı başarmıştı. dünya piyasaları halihazırda tutulmuş olduğu için, sanayileşmekte gecikmiş ülkeler kendilerine pazar açamıyorlardı.
işte bu noktada türkiye hiç beklenmedik bir hamle yaparak, orta gelir tuzağını aşma yolunda önemli mesafe kat etti. yoğun bir şekilde savunma sanayiine yatırım yaptı.
savunma sanayi yüksek teknoloji gerektiren, yüksek kârlı ve pazarlama kaygısı pek olmayan bir sektördür. türkiye nato standartlarında ürettiği her savunma ürününü neredeyse dünyanın her yerine satmayı başarıyor artık. üç beş yıl içinde “kaan” gibi beşinci nesil savaş uçağını ve hava savunma sistemleri ve her türden roket ve füzeleri de satış kataloğuna ilave edecek. türkiye’den savunma ürünü alan ülkeleri artık onun etki alanına dahil olmuş sayabilirsiniz.
savunma sanayi türkiye için neredeyse sihirli bir değnek hükmündedir. zira silah satışı oldukça kârlı bir alışveriştir. aynı zamanda döviz açığının kapanmasını sağlar ki, türkiye çok uzun zamandır cari açık sebebiyle sürekli döviz krizleri yaşayan bir ülke idi malumunuz. diğer yandan pek çok ülkenin türkiye’nin politik etki alanına girmesini de sağlar. ayrıca bu ürünlerin tsk’da kullanıma girmesi ile türkiye büyük ve caydırıcı bir askeri güce de kolay yoldan ulaşmış olacaktır. askeri gücüyle bölgesel dengeleri kendi çıkarlarına göre düzenlemeyi başardığı anda ise, bunun ekonomiye turbo etkisi şeklinde bir geri dönüşü olacaktır.
peki tüm bu başarıların sahibi akp iktidarı mıdır?
bu soruya “hayır” diye cevap veremesek dahi, asıl etkili faktörün tarihi döngüler olduğunu itiraf etmemiz gerekmektedir. türkiye’nin tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşüm macerası, kabaca 150 yıllık bir süreçtir. bugün elde edilen herhangi bir üretim başarısını nedensellik çerçevesinde takip edersek, 2. mahmut dönemine kadar uzanmak zorunda kalırız.
şimdi meyve devşirme mevsimi geldiği için, meyveye odaklanıp o ağacın büyüme ve gelişme evrelerini unutmamız doğru olmaz. şu an meyvesini aldığımız bu ağaç, 2. mahmut devrinde dikilmiş nazenin bir fidan idi.
bu nedenle muhaliflerin, iktidarın oy hanesine yazılır korkusuyla, türkiye’nin elde ettiği başarıları takdir etmekten kaçınmasına gerek yoktur.

