Bizler kendi zamanımızın çocuklarıyız. her çağ apayrı bir dünyadır ve de her çağın insanı farklıdır. kendi çağımızın anlayışı ve değer yargıları ile geçmiş dönemleri değerlendirmemiz mümkün değildir. bunu yapmaya kalkan kesinlikle halt eder.
bu anlattıklarım islam ve tasavvuf konusunda da %100 geçerlidir. bu alana ait eserlerin neredeyse tamamı geçmiş dönemlerde ortaya konulmuştur ve günümüz insanının anlayışına pek az hitap ederler. arada geçilmesi çok zor kültürel bir bariyer vardır.
bu nedenle islamcı kesimin içinde yaşadığımız çağla çok ciddi sorunları vardır. o dünyayı günümüze tercüme edip taşıyamadıkları için oraya gitmeyi tercih ederler veya zorunda kalırlar. bedenen bu çağda ama zihnen geçmiş dönemlerde yaşarlar.
bu durumda inandığı ile yaşantısı çelişen müslüman, dengeyi kurabilmek adına türlü türlü cambazlıklar sergiler. sürekli çatışma onu dolandırıcı kılıklı bir adama çevirir. dürüstlük kavramını unutur. evet çok acıdır ama müslümanlar büyük ölçüde dürüstlüklerini kaybetmişlerdir. sözleri vicdanlarının sesi değildir; o anı kurtarmak üzere sarf edilmiş cümlelerden ibarettir. hepsinden daha kötüsü ise yalanlarına ayetlerden, hadislerden delil getirmeleridir. lümpen sınıfa aidiyet ise ateşe benzin dökmek etkisi yaratır. zira lümpenler özünde oportunist/fırsatçı bir sınıftır.
bunları niye anlattım biliyor musunuz?
çünkü ben farklı bir şey deniyorum. islami ve tasavvufi eserleri çağımızın zihniyetiyle okumaya çalışıyorum. ne derece başarılı oluyorum bilmiyorum. arada ciddi potlar da kırıyor olabilirim. ancak her iş başlangıçta biraz kırık dökük olur değil mi? zamanla hatalar ayıklanır.
