Site simgesi İsnetus

Çanakkale’de İngilizleri Kaçıran Evliya Bulutu

canakkale

Dün akşam film izliyordum. filmde adam düşmanlarına “sizin tanrılarınız sahte, biz gerçek tanrıya inanıyoruz. kaybedeceksiniz, çünkü gerçek tanrı bizden yana” mealinde bir şeyler söyledi.

şahsen ben bu türden bir din ve tanrı algısını mistik bir hezeyan olarak görüyorum. “tanrı tarafsızdır” demek isterdim ama bu ifade çok yanlış ve kusurlu olacaktır. “bir yönetmen için iyi veya kötü oyuncular olmaz. rolünü en iyi oynayanı beğenir ve takdir eder” diyecek gibi oluyorum; ama bu da yine oldukça kusurlu bir ifade olacaktır.

işin özü şudur: kötü, şerli, negatif varlıklar dahi hakkın celalinin bir belirimidir. onları haktan ve hakkın işlerinden ayrı görmek, son derece yanlıştır. şeytan da, inançsızlar da hakkın kuludur ve evren denen bu oyunda vazifelerini yapmaktadırlar.

bu oyunun senaryosu ezelde yazılmıştır. oyunda kötü karakterlerin, kötü olayların ve her türlü şerrin bulunması ezelden takdir edilmiştir. hırsızları, katilleri, canileri, inançsızları vs. her türden kötü karakterleri içermek zorundadır. ancak oyundaki bu kötü kostümler kimseye zorla giydirilmez. kendi seçimlerine bağlı olarak, hak edenlere hak ettiği kostüm giydirilir. külli irade içindeki cüzi irade budur ve bu cüzi irade insanın yaptıklarından sorumlu tutulmasını sağlar.

ancak hiçbir insanın iradesi oyunun senaryosunu değiştiremez. senaryo ezelde sabitlenmiştir. cüzi iradenin olayların gidişatını değiştiriyor gibi göründüğü anlar olabilir. ancak onlar dahi ezeli senaryonun bir gereğidir(bu yüzden doğru bildiğimiz yolda elimizden her ne geliyorsa yapmalıyız. yaptığımız cüzi, minicik bir şey bile olsa, eğer kadere uygun düşüyorsa, kaderin dalgası gelir ve bir anda bizi yükseltir. neye uğradığımızı şaşırırız).

devletlerin kaderi, doğumu, gelişimi, yıkılışı… bunlar üç beş asırlık, hatta daha da geniş bir zaman aralığında gerçekleşen hadiselerdir. tarihin seli önünde bir saman çöpünden ibaret olan insan iradesinin bu süreçlerde etken olması söz konusu değildir. saman çöpünü değil, saman çöpünü kaldıran ve sevk eden dalgayı görmek lazım.

emmare dediğimiz madde ve tabiat kaydına girmiş bilinçler, darlaşmış ve kısıtlanmış görüşleri nedeniyle olayların ardındaki o en büyük yönetmeni göremezler, sadece oyuncuları görürler ve gerçekleşen her hadiseyi oyunculara yüklerler. bunun sonucu da tarihi kahramanların yaptığı sanrısı ve kahraman tapınıcılığıdır. gerçekte kaderin bir enstrümanı olan emmare bilinçteki kahramanlar(!) da tarihi kendi yapmış pozlarına bürünüp firavunlaşırlar ve halkı kendilerine tapmaya çağırırlar. mümin ise “rabbim beni başarıya ulaştırdı. o ihsan etmeseydi ben bunları kendiliğimden yapamazdım” der geçer.

iman sahipleri, emmare bilinçlerin sunduğu söz konusu tarih algısına muhatap olduklarında ister istemez rahatsız olurlar. bir şeylerin yanlış olduğunu içten içe hissederler. ancak ilimleri yetersizse, sezinledikleri o yanlışı ortaya dökemezler. tasavvuftan öğrendikleri bir kaç hikmeti de yarım yamalak öne sürünce, ortaya tuhaf durumlar çıkar. meselenin özü kısaca budur.

(bkz: devletler/#134272906)

isnetus 19.03.2022 12:29 ~ 13:38

Mobil sürümden çık