Bakın ruhun diline, kuran’ın lisanına aşina olan muhyiddin-i arabi aynı ayetleri nasıl yorumlamış:
bedbahtlara gelince, orası onların barınağıdır. “azgınların
barınağı…” buyrulmuştur. bir ayette de şöyle buyrulmuştur: “zalimleri
de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.” (meryem, 72) “orada
çağlar boyu kalırlar…” uzayıp giden art arda zamanlar boyunca kalırlar
orada. eğer bu kimseler, batıl ve fasit itikatlara sahipseler sonsuza
kadar kalırlar.
şayet, kötü amelleri işlemiş, ama bunların caiz olduğuna
inanmamışlarsa veya sahih bir itikatları varken kötülükler işlemişlerse,
bu amellerin heyetlerinin kökleşmesi oranında sınırlı bir zaman kalırlar
orada.
“orada bir serinlik…tatmazlar…” yakini inancın eseri olarak bir
esenlik ve rahatlık “ bir içecek” muhabbet zevkinden ve lezzetinden bir
içecek tatmaz. “ancak…kaynar su…” cehli mürekkebin eseri olarak
kaynar su “ve irin” fasık cevherleri sevme, onlara meyletme heyetlerinin
karanlığından bir irin tadarlar. “…bir karşılık olarak…” işledikleri
amellere, takdim ettikleri itikat ve ahlaka uygun bir cezadır bu.
serinlik: süpheden kurtulmuş bir inancın insana verdiği ferahlık. hani bazen “içim soğudu” lafzını kullanırız. ona benzer bir mana…
içecek: muhabbet ve sevginin verdiği haz.
kaynar su ve irin: beğenilmeyen, hoş görülmeyen, kötü amellere duyulan sevginin kalbe verdiği acı tat.
