Cennetteki yasak ağaç, tabiat zulmetine örnek olması için yaratılmış bir ağaçtır. yani anlayacağınız o ağaç küçük ölçekli bir dünyayı içinde barındırır. dünya demek, zıt prensip demektir. bir şeyin kendi zıttıyla çatışmaya girmesi ve diyalektik sürecin işlemesi ilerleme anlamına gelir. başka türlü şuurun ilerlemesi veya sıçraması mümkün olmaz. zaten dünyanın varoluş hikmeti de budur.
tabiat zulmetinden/karanlığından kasıt düşük titreşim frekansıdır. normalde cennet ahalisi tamamen nurdan yaratıldıkları için bedenlerinin titreşim frekansı tahayyüllerimizin dahi ötesindedir. büyük ihtimalle ışık hızının dahi çok çok ötesindedir.
bir kimse tabiat zulmetini bünyesine almakla frekansını düşürmüş olur ve bir tür madde şartlarına inmiş olur. o zaman da ister istemez maddenin kanunlarına tâbi kılar kendisini.
elbette kesin öyledir diye iddia edemem ancak ahiret dediğimiz ortamın, ışık hızı bariyerinin geçilmesi ile ortaya çıktığını düşünüyorum.
hatta bir seferinde başımdan şöyle bir tasavufi hal geçmişti:
bir cuma sabahı uyanmaya çok yakınım ama henüz uyanmamış haldeyim. uyku ile uyanıklık arasında rüya gibi bir hal yaşamaya başladım. karşımda bir mağara belirdi. mağaradan içeri hızla girdim ve öteki taraftan çıktım. çıktığım yer olağanüstü güzel bir ortamdı. güneş falan yoktu ama her yer pırıl pırıl nurani bir ortam idi. yerler yemyeşil nurdan çimlerle kaplıydı. aynı şekilde nurdan ağaçların renkleri göz kamaştırıcı idi. şöyle başımı kaldırıp baktım, ilerde bir tepenin üzerinden sivri kuleli, inci gibi parlayan bir şato gördüm. daha sonra evde gözlerimi açtım, gözlerim açıkken dahi her tarafta rengarenk parlayan çiçekler görüyordum. tamamen kendime gelince o çiçekler kayboldu.
https://isnetus.wordpress.com/…3/13/adem-ile-havva/
Cennetteki Yasak Ağaç

