Cezbe(çekim) daha önce de belirtildiği gibi ruhun hakka doğru çekilişidir.
cezbe önemlidir ve kişiyi hakkın huzuruna çıkarır. ancak ondan daha önemlisi süluktur. süluk nefsin hakka doğru yükselişidir. nefsin yükselişi ruhunki gibi kolay olmaz. zira ruh aslen temizdir ve bedene bağlanmakla ârızî(yüzeysel) olarak kirlenmiştir. bedene ve nefse bağlanan ruh, çöpe düşmüş altın gibidir. az bir gayretle pisliğinden sıyrılır ve hemen hakka doğru yükselişe geçer; yani cezbeye kavuşur.
eskilerin hayvani ruh dediği nefs veya bedenin enerjetik eşleniği olan yapı ise bizatihi habis bir varlıktır. kesinlikle ne hakka ne de hayra yönelmesi söz konusu değildir. onun hakka yükselmesi için çok ağır ve şiddetli arınma işleminden geçmesi gerekir.
bunu ne demek olduğunu bir arkadaşımızın mesajından alıntı yaparak göstereyim:
“herkes bana saldırmaya başladı; hatta kendi ailem bile. en son babam dahi en ağır ithamlarda bulundu. gurur, onur kırıcı ne varsa… kimseden üstün veya iyi olmadığımı dünyanın en leşi olduğumu, bir ordu gece gündüz bana eziyet ede ede kabul ettirdi. kendimi bir paçavra gibi, sokak dilencilerinden daha beter gördüm uzun süre. sonra onlardan daha düşük olduğum görüşünü bıraktım; “hepimiz aynıyız” dedim. nasıl anlatılır… bir çarşaf gibi… nefsin hiçbir hükmü, varlığı yok; bir hiç.
haddimi bilip kimseyi ısırmamam gerektiğini yüzlerce ısırık aldıktan sonra öğrendim. kuru sözle olmadı bunlar. hepsi adeta kazındı beynime, bela ve şiddet kalemiyle. süreç başımdan aşağı dökülen yüksek enerji ile başlamıştı(bahsettiği yüksek enerji, cezbe oluyor)”…
çoğu cezbe türleri sahiplerini asla süluka götürmez. bazı has cezbeler de vardır ki, adeta kişinin boynuna dolanmış zincir gibidir. ne kadar debelense de nefsi hakkın huzuruna doğru çeker götürür. eğer kişi direnirse, kafasını gözünü yara yara götürür.
arınmamış nefs, tüm tasavvufi büyüklerin ittifakıyla dünyanın en şerli yaratığıdır. bu ne demek dostlar biliyor musunuz? hepimiz eşitiz; ama sefalette eşitlik bu. zira hiçbirimizin nefsi arınmış değil.
ben bu gerçeği idrak ettiğimde, daha doğrusu sopayla idrak ettirildiğimde, kendimi sokaktaki tinercilerle eş görmüş ve ümitsizliğe kapılmıştım. ancak sonra kendimi toparlayıp şöyle karar aldım içimden, “şeytan da olsam, dünyanın en şerli insanı da olsam, hakkın yolunda milim milim de olsa gitmeye çalışacağım; asla vazgeçmeyeceğim”…
sonuç: has cezbe sahiplerine zorla da olsa tevazuyu öğretirler. onlar egodan vazgeçene kadar tüm varoluş onlara düşman olur. ego söndüğü anda düşmanlık biter. o süreci tetikleyici cezbedir ki, tasavvuf büyüklerine muhabbet duyana yansıma yoluyla gelir. insanların geri kalanı belki zahiren rahat bir hayat sürerler; ama egoları sapasağlam kalır. ego ki, cehennemin özü ve çekirdeğidir.
