İlm-i ilahi zaman üstüdür. bir kimsenin doğumundan ölümüne kadar her anını kare kare bilir. onun cüzi iradesiyle yapacağı tercihleri, hangi noktalarda eğri yolu, hangi noktalarda doğru yolu tercih edeceğini ezelde bilmiştir.
kötü yolda gidecek olanın çabucak ölmesi onun için rahmettir; zira yaşadıkça karanlığa boğulacaktır. eğer bir sebepten bu rahmeti hak ederse Allah onun canını erkenden almayı dilemiş olabilir. çok şerli ve zalim olacak birinin daha çocukken, günahsızken ölmesi onun için büyük rahmet olur.
mesela hitler, pol pot, stalin gibi zalimler milyonlarca kişinin katilidirler. eğer bunlar çocukken ölüp bu kadar muazzam bir günahı yüklenmeden önce masum olarak ahirete intikal etselerdi onlar için çok hayırlı olurdu. ancak diğer değişkenler yerini bulmamış ve hak etmemiş olacaklar ki, hikmet-i ilahi yaşamalarına izin vermiş.
bu anlattığım sadece sonsuz ihtimallerden bir ihtimal ve cüzdür ve sınırsız bir şekilde çok farklı durumlar, olasılıklar, etkileşimler söz konusu olabilir. tüm bunların hesabını üstelik milyarlarca insan için kainatla ve birbirleri ile etkileşimli olarak yapmak insan aklını çok çok aşan bir durumdur. onun hesabını ancak ilm-i ilahi yapabilir. ayrıca bu hesabın bir alt kategorisi olarak aileden devreden negatif veya pozitif karma da işleme dahil edilmelidir. zira bir kimsenin iyiliği veya kötülüğü yedi nesline dek sirayet eder.
bu noktada bizi yanıltan diğer bir faktör, dünyanın geçici olduğunu bilinç olarak bir türlü algılayamamızdır. halbuki dünya hayatı bir rüyadır ve burada her şey sadece Allah’ın marifetini (Allah’ı bilme ve tanıma) kazanmamız için dizayn edilmiştir. dikkat edersek son tahlilde herkes kısacık bir hayattan sonra öyle veya böyle ölecektir ve verecek sadece bir canı vardır. maalesef ölümlü bir fâni olduğunu idrak edebilmek herkese nasip olmamaktadır.
