Site icon İsnetus

Çok Zeki Bir İnsanın İnançlı Olma İhtimali

kalp

Tanrı var olsa bilim bunu ispatlardı demek bu meselenin doğasına aykırıdır.

bir şeyin ispatlanması, insan aklının onu tam olarak kavraması ve kuşatması ile mümkün olabilir ancak. sorun şu ki, aklımızın kavradığı bir şeyin tanrı olmasına imkan ve ihtimal yoktur. hiçbir varlık tanrıyı kavrayamaz; ama o her şeyi kuşatır ve kavrar. tanrının tanımı, “tanımsız” olmak zorundadır bu yüzden. başka türlüsü safsata olur. ilaveten, akıl ancak suretleri ve suretler arasındaki ilişkiyi idrak edebilir. eğer tanrıyı bir suret olarak düşünürseniz, o tanrı olmaz; olsa olsa ancak put olur.

evet saf akıl açısından bakarsak, tanrı kavramı insan aklı için tanımsızdır. insan aklı tanrıya yöneldiği anda bilgisizlik ve hiçlik duygusundan başka bir şey hissedemez. bu nedenle insan aklının bu meselede varabileceği son nokta agnostisizm’dir. eğer deizm veya teizm noktasına vardıysa, bu aklın bir noktada takıldığı veya duyguların etkisi altında çarpık bir karara vardığı anlamına gelir.

Allah’ı bilme konusunda rasyonel akıl kullanışsız bir araçtır. hatta zekanın, sahibine kibir verdiği için kişiyi tanrıdan uzaklaştırması daha büyük bir ihtimaldir. o yüzden zeki bir insanın inançlı olup olmaması sair insanlar için emsal teşkil etmez veya herhangi bir gösterge değildir.

Allah’ı bilmenin aracı kalptir. (kalbi siz altbeyin yani memeli ve sürüngen beyinleri de dahil olmak üzere en genel şuurumuz olarak alınız). zeka ve rasyonel akıl ise malum olduğu üzere yalnızca korteksin(beyin zarının) sahip olduğu bir yetidir. altbeyin temizlenir ve titreşimi yükseltilirse algı skalamız genişleyecek ve çok farklı boyutlar görüş alanımıza girecektir. söz gelimi sürüngen beynimiz yüksek frekanslı kuş titreşimlerine ulaştığında, melekler alemini görmeye veya hissetmeye başlarız. hatta horozlar melekleri rahatlıkla görebilmektedirler.

sonuç: altbeynimiz hangi frekansta titreşiyorsa, rezonansa girdiği alem veya boyut da ona göredir. altbeynimizin eştitreşimli olduğu boyut bizim algı sahamıza girmiş demektir. inançlarımız doğrudan algımıza bağlıdır. inançlı insanlar diğerlerinin görmediklerini gördükleri veya sezdikleri için inançlıdırlar. siyasi ve sosyal baskı aracı olan dogmatik kabuller ise konumuz dışındadırlar; onlar körü körüne kabullerdir elbette. diğer tüm siyasi baskı aracı olan ideolojiler de böyledir.

bu noktada başka bir bilgi de kendiliğinden açığa çıkmış olmaktadır. peygamberlerin günah veya haram dediği şeyler bizim titreşim frekansımızı düşürüp algımızı sınırlayan şeylerdir. böylece alemi çok düşük bir seviyeden değerlendirmeye başlarız. bu da bizi alt şuur mertebelerine kilitler bırakır. o da tabiat seviyesidir; cehennemdir; vahşet, güç mücadelesi, kan ve gözyaşıdır. halbuki insan cennet mesabesindeki yüksek şuur mertebelerine çıkmaya elverişli istidatta yaratılmıştır.

isnetus 01.05.2021 13:00 ~ 14:18 

Exit mobile version