Bizde cumhuriyet kavramına gerçekten kendi öz anlamının ötesinde ve taşıyabileceğinden çok fazla anlamlar yüklenmiştir. kemalizmin martavallarıdır hep bunlar.
gerçekte cumhuriyet nedir biliyor musunuz?
cumhuriyet sanayi toplumlarının yönetim biçimidir. sanayi toplumlarında yöneticiler makamlarına ırsiyete bağlı olarak gelmezler.
tarım toplumlarının siyasi yapılanması ise feodalizm adlı örgütlenme biçimine dayanır. feodalizm büyük ölçüde ırsiyet esaslıdır.
bakın! matematik kesinlikle söylüyorum ki, tüm sanayileşmiş ülkelerde otomatikman cumhuriyet rejimi tahakkuk eder. tarihin ve bir geleneğin uzantısı olarak monarşi görünümünde kalmayı tercih eden ülkeler dahi fiilen cumhuriyettirler ve monarşi oralarda sembolik olmaktan öteye gidemez. hatta kapitalizm onu dahi bir tür reklam ve pazarlama, turist çekme aracına indirgemiştir desek hata etmiş olmayız.
şimdi; sanayileşmiş toplumlardaki monarşi semboliktir dedik ya; bunun tersi de doğrudur; yani tarım toplumu aşamasında kalmış ve endüstrileşememiş ülkelerdeki cumhuriyet rejimleri de sadece lafta kalırlar ve sembolik olmaktan öteye gidemezler. fiiliyatta bu ülkeler bir tür feodal rejim gibi işlerler. o yüzden kuzey kore’de, suriye’de ve benzeri ülkelerde baba ölünce yerine oğulları geçiyor. referandumu da ihmal etmiyorlar tabii ki; %99 çoğunlukla başkan seçiliyorlar hep; zevahiri kurtaracak ya çakallar!
bizdeki cumhuriyet de aynen o geri kalmış ülkelerdeki gibi idi; çünkü biz de geri kalmış bir tarım ülkesi idik. cumhuriyeti kuranlar şeklen sanayileşmiş batı ülkelerindeki yönetim yapısını kopyaladılar; ama fiiliyatta kişi kültüne dayalı feodal bir yapı kuruldu. güya rejim değişti; gerçekte bir padişah gitti yerine başka bir padişah geldi; ünvanı padişah olmasa bile. işte size gözbağcı, yalancı kemalistlerin aparma cumhuriyet kavramı etrafında uydurdukları efsanelerin içyüzü ve gerçeği.
sonuç: ey kemalistler! sizin her şeyiniz çakma olduğu gibi cumhuriyetiniz dahi çakma; aydınlanmanız dahi çakma; aklınız dahi çakma.
o meşhur aydın(!) kafanızla gerçek bir modernleşmenin tepeden inmeyle değil, ancak altyapı dönüşümü ile yani sanayileşme ile gerçekleşebileceğini anlayamadınız. tüküreyim sizin uğursuz aklınıza!!!
not: osmanlı’nın da , cumhuriyetin de elitleri bellidir. bunlar hep iç içe geçmiş belli başlı ailelerdir. para, güç, makamlar, eğitim fırsatları hep bu sınıf içindi. iktidar babadan oğula geçmedi, öyleyse tezin geçersizdir demek yüzeysel bir bakış açısı olur. bizde soy araştırması yapmış yazar mahmut çetindir.
