– Depremler niçin olur?
+ tektonik plakalar hareket ederken fay hatlarında birbirlerini sıkıştırır ve tıkanıp kalırlar. bir noktadan sonra birbirlerini kıra döke sıkışıklığı çözüp harekete devam ederler.
– peki bu dev plakalar kendi kendine mi hareket ediyor?
+ hayır o plakaları, hatta tüm maddeyi arka planda dev elektromanyetik alanlar kontrol ediyor. yine her seviyedeki elektromanyetik alan gruplarını da kontrol eden daha üst seviye ve frekansı daha yüksek elektromanyetik alanlar vardır. aynı zamanda bu alanlar tüm evren çapında sürekli birbiri ile etkileşim içindedir.
– peki insanın bu alanları etkileme gücü var mıdır?
+ ilk başta insan gibi cüzi bir yaratığın korkunç ve devasa kütleler olan tektonik plakalara etki etmesi düşünülemez gelir bizlere, değil mi?
halbuki bu doğru değildir. tüm maddi yapılarda olduğu gibi elbette insanın da kendini çevreleyen ve maddi unsurlarını koordine edip, eşzamanlı halde tutan bir enerji alanı, bir elektromanyetik alanı bulunur(işte burası orta dünyadır. elflerin, hobbitlerin yaşadığı yerdir ve dünyanın enerji boyutudur. limitlerini van allen kuşaklarını inceleyerek anlayabilirsiniz. bu noktada van allen kuşaklarının örümceğini gözden kaçırmayınız).
insanda başka hiçbir canlıda olmayan bir özellik vardır ki, o da sahip olduğu enerji alanının frekansını limitsizce artırabilecek yetenekte olmasıdır. en azından teorik olarak bu kabiliyete sahiptir diyebiliriz. o yolun gereğini yerine getirip getirmemek kendi seçimine kalmıştır.
insan, kendi enerji alanının frekansını yükselttikçe, diğer alt frekansları kontrol edebilir hale gelir. onların niceliksel olarak küçük veya büyük olmaları hiç fark etmez. mesela tektonik plakaları kontrol eden alanların frekansını aşan kişi, o alanlara rahatlıkla etki etmeye başlar. bunu iradi bir müdahale gibi düşünmeyiniz. onun halindeki veya bilincindeki bir değişiklik anında madde alemine yansımaktadır. mekanizma bu şekilde işlemektedir.
kişilerin olduğu gibi toplulukların ve de toplumların dahi kendine özgü birer enerji alanları bulunur(dolayısıyla kendine özgü tüzel kişilikleri ve bilinçleri vardır. kolektif bilinç dediğimiz olgu…).
kolektif bilinçteki veya yüksek frekanslı enerji alanına sahip şahıslardaki önemli bilişsel bir kırılma(yükseliş veya düşüş), silsile halinde derhal madde alemine yansımaktadır.
işlenen kişisel günahlar kişinin veya işlenen toplumsal günahlar kolektif bilincin sahip olduğu enerji alanının frekansını düşürür. bu da onların denetim altında tuttuğu maddi yapılarda kontrol kaybına yol açar. atın gemlerinin gevşemesi ve atın gelişigüzel harekete başlaması misalinde olduğu gibi…işte bu noktada her türden maddi felaketleri bekleyiniz(işlenen günahların frekansı düşürmesinin bir başka sonucu da karanlık enerjilerin bir derece daha serbest ve etkin hale geçmesidir. bu durum, nazarı çok kısıtlı bir takım çevrelerin, “depreme karanlık enerjiler yol açtı” türünden asılsız hükümler serdetmesine sebep olur. bu çok eksik ve tamamen yanlış bir teşhistir. itibar etmeyiniz).
işin garip tarafı, gerek kişisel gerekse de kolektif bilincin frekansını artırmayı başardığı durumlarda dahi benzer bir olgu gözlemlenir. yani yine maddi yapılarda sarsıntı şeklinde bir zuhur olur. bunun sebebi de yeni ve daha üst seviyede bir organizasyonun gerçekleşmesi için eski enerji alanının bozulmasının gerekmesidir(bu noktada hz. musa’ya olan tecelliyi ve dağın paramparça olması hikmetini hatırlayınız).

