Site icon İsnetus

Dindar Nesille Çağ Atlanabileceği Gerçeği 2

atlamak

İnanarak değil bilerek çağ atlanabileceğini söylemiş bir arkadaş.

çok klasik ve safsata içeren bir bilimperestlik yaklaşımıdır bu. çoğu bilimperest kendisinin de bir tür iman sahibi olduğunun farkında değildir. bilimperestlik dininin kasıtlı olarak ve göz boyamak için ortaya attığı yalanın kurbanı olmuşlardır; çünkü bunlar bilimperestlik dininin avam tabakasıdır ve avam oldukları için de yeterince soyut düşünme kabiliyetinden yoksundurlar.

inanmak ve bilmek diyalektik bir ikilidir.

bu ikiliden biri eksik olursa artık orada insan yoktur; engelli birey vardır. bilmek üstbeynin bir işlevidir. eğer üstbeyinde bir bozukluk söz konusu ise, konu psikiyatri bilimine havale edilir. altbeyindeki bir işlevsizlik veya işlev eksikliği ise bitkisel hayatla sonuçlanır.

inanmak veya iman etmek, altbeyinle görmek demektir. altbeyninde ne derece açıklık varsa, evrende o kadarlık bir görüşe sahip olursun. imanın da o kadardır. altbeynin görüşü sezgi, ilham ve hissiyat neviindendir. üstbeynin görüşü ise bilgi şeklindedir.

üstbeyin üretimi veya derlemesi olan bir öğretinin dogmatik kabulünün ise dinin aslı ile bir ilgisi yoktur. ilk başlarda hakikat yüklü olarak gelen dinlerin zaman içinde dogmatik kabule dayanan yüzeysel akli öğretilere indirgenmesi kaçınılmaz bir süreçtir ve bu durum insan doğasından kaynaklanır. aynı zamanda bu durum hakikatin ölümüdür. sonucu da toplumsal çürüme, fakirleşme, zulüm ve anarşidir.

tefekkür faaliyeti açısından da bakarsak yine benzer sonuçlara ulaşırız. altbeyin aklın dar kalıplarına girmeyi sevmez. o çok daha serbest bir şekilde ilhamla çalışır. ancak üstbeyinle yani akılla sınırları çizilmemiş, kalıba dökülmemiş ve bilgiye dönüştürülmemiş verilerin de ne insana ne de topluma büyük ölçekte bir faydası dokunmaz.

bunlar sembol dilinde(altbeynin dili, rüyaların dili) tilki ve kirpi ile temsil olunur. “tilki” serbestçe ve kuralsız bir arayışın sembolüdür. tilki serbest bir biçimde her yeri koklar ve her yeri yoklar. rastgele sağa sola gider ve gelir yine zemini koklar. bu nedenle hakikati arayan bir altbeynin rüya alemindeki sureti “tilki” olmuştur.

kirpi ise bulunan hakikatin bilgi kalıbına dökülmesi ve sonrasında o kalıbın statik bir şekilde karşıt görüşlere karşı savunulmasını simgeler. kirpinin tehditler karşısında dikenlerini kabartıp tor top olması bu anlamı verir. bilgi sınır çizmek olduğu için zorunlu olarak sınır dışında kalanlara karşı cephe almayı gerektirir.

bu izahlardan sonra asıl meselemize dönelim.

dindar nesille çağ atlanabilir mi?

eğer dindarlıktan kasıt, gelişmiş altbeyinle canlı canlı bir hakikat arayışına girmekse, cevabımız olumludur.

yok eğer dindarlıktan kasıt akıl ürünü veya derlemesi(kökeni hakikat olsa bile) bir öğretiye dogmatik bağlılık ise, geçmiş olsun… o yolun sonu tamamen çürümüş ve ahlaksızlaşmış bir topluma çıkmaktadır.

veya şu da olabilir: o şekil dininin içeriği iyice boşaltılır. kırpıla kırpıla kuşa çevrilir, böylece realitede bilimperestlik dini yürürlükte kalmış olur.

her iki durumda da çağımızın ve deccalın dini olan bilimperestliğe mağlubiyet söz konusudur.

isnetus 28.11.2024 13:07

Exit mobile version