Sorgulama, araştırma ve objektiflik melekeleri geliştikçe dogmalar kan kaybeder. evet bu doğrudur ama tıpkı dinlerin başına gelen hadisenin aynısı bu sürecin de başına gelir ve bu araştırma-soruşturma olgusu bir zaman sonra bizatihi dogmanın kendisi olur.
işte insan böyledir. “bütün dogmaların canı cehenneme” diye bir slogan benimsense bir müddet sonra insanlar onu da bir dogma haline getirip karşıtlarını tepelemeye başlarlar. dinlerin başına gelen aynen budur. zira dinlerin aslı, aklî/ilmî bir yapı olmayıp varoluşa katılmaktan ibaret canlı bir yaşantıdır. kainatın işleyiş ve deveranına birebir şahitliktir.
bu zaviyeden bakarsak görürüz ki, din okullarda öğretilemez, kitaplarda işlenemez, hocası, profesörü, mevki, makamı olmaz. bunlar sadece dogma üretme ve koruma mekanizmalarıdır.
yalnızca ustalık-çıraklık ilişkisi olabilir. dini yaşayabilen bir insan bul, onunla yoldaş ol… onun yanında edepli olursan eninde sonunda onun yaşadığı hal sana da sirayet eder. hiç okuma yazma bilmesen, elifi görünce mertek sansan bile…o hâle ulaşınca bilenlerden, ariflerden olursun. o kadar ki, okullarda mürekkep yalamış kimseler senin tırnağın etmez…
ey dogmalardan dert yanan insan! seninle hemfikirim. ama şunu bil ki, dogmalar dışta değildir, o düşkün bir şuurun vasfıdır. şuur düşmüş oldukça(fallen angel) dogmanın biri gider diğeri gelir. keşke dini profların, hocaların ellerinden kurtarabilsek ama maalesef bu gerçekçi bir hedef değildir. toplumlar hiçbir zaman bu seviyeye gelemezler.
o zaman ne yapalım? bari en eli yüzü düzgün dogmayı biz üretip piyasaya sürelim de meydan şaftı kayıklara kalmasın. hem de bu yapı gerçekten istidatı olanlara kurtuluş için gizli yollar ve fırsat sunsun…
not: o yüzden , tanrıya inanmayın, “lâ ilâhe/ ilahları reddederim” deyin diye ısrar ediyoruz. çünkü her dogmanın merkezinde bir ilah vardır. merkezi/kalbi vurursan yapı paramparça olur. zaten o yüzden dogmatikler ilahlarına dokundurtmazlar, onu putlaştırırlar…
bir kimse dogmalardan kurtulduğu anda, yani “lâ ilâhe illallah” demeyi başarabildiği anda, derhal cennet halini tatmaya başlar, hapishaneden kurtulur, hürriyetini kazanır…
