Site simgesi İsnetus

Diyanet’in Yoksulluk Fetvası

Açıkça dinin suistimal edilmesidir.

kendileri lüks içinde yaşarken halka fakirliğin faziletlerini anlatan, “İsa da fakirdi evlatlarım” diyen ortaçağ papazlarından farkları yoktur.

veya hac döneminde vinç devrilip bir çok kişi ölünce, “takdir-i ilahi” diyen suud yetkilileri gibidirler.

bu tavırlar nihayetinde halkın dinden soğumasına ve uzaklaşmasına neden olur. fransız ihtilali esnasında kilise rahiplerini halk katletmiştir. düşünün! bildiğiniz baldırı çıplak halk, kilise papazlarını yakalayıp bunları koç başı niyetine kullanmışlar, geriden açılıp kafalarını duvara vurup parçalamışlardır.

diyanetin hak ve hakikatin peşinde olması mümkün değildir elbet. ancak biz ifrat ve tefrit kutuplarına düşmekten kendimiz alıkoymalıyız.

din adına yapılan hataların çoğu, zâhirle bâtının hükmünü birbirine karıştırmaktan doğar. halbuki zâhir(dış boyut) ile bâtın(iç boyut) iki ayrı deniz gibidir. aralarında bir perde vardır. birbirine karışmazlar.

“birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı. iki denizi salıveren ve aralarına bir engel koyan, o’dur” (furkan 53)

mesela suudi arabistan’da vinç kazası olduğu zaman, yapılması gereken sorumluların yakalanıp adalet önüne çıkartılması ve ilgililere tazminat ödenmesidir. olayın takdir-i ilahi olması ise kişilerin iç alemine ait bir yargıdır.

kader konusunda da benzer bir tavır söz konusu olmalıdır. “gözünü açtığında kaderiyye, yumduğunda ise cebriyye ol”. yani zâhir boyutunda sanki her şey senin elindeymiş ve senin tercihine bağlıymış gibi çalış; elinden geleni yapıp yatağına uzandığında ise her şeyin takdir-i ilahi olduğunu bil.

tez ve antitez kutuplarının birinden birine asla sapma; yoksa sapıtırsın. sırat-ı müstakim’de yani dosdoğru yolda olanlar, ancak diyalektiği işletebilenlerdir. tez antitez kanatlarını ahenkle çırpabilenlerdir.

isnetus 27.11.2019 14:26

Mobil sürümden çık