İnsanın tüm düşünceleri, niyetleri, sözleri ve fiilleri onun duasıdır. en genel manada dua budur ve mutlaka icabet görür.
has manada dua ise elleri açıp allah’a yapılan ve herkese malum olan yöneliştir.
has manada yapılan duada insanlar pek çok çelişkiye düşerler. çelişkinin temel nedeni düşük şuur seviyesidir.
zira ego sahibinin ellerini açıp allah’tan bir şey istemesi, adeta allah’a bir meydan okumadır. o’nun takdirine rıza göstermemektir. ona karşı verilecek tek cevap ise şudur: “razı ol!”…çünkü o kimse dua adı altında ego kaynaklı isteklerini sıralamaktadır. zaten onun bilinçaltında allah, kişisel isteklerini yerine getirmekle görevli dilek cini gibi bir şeydir.
eğer duadaki niyet değiştirilirse, olayın rengi de değişecektir. duaya vesile olan olay, sıkıntı, bela, istek, ihtiyaç vs. dua için bir starter görevindedir. böylece kişi allah’a yönelmiş, o’nu hatırlamış ve anmış olur. işte en büyük kazanç budur.
Allah’ı anmak ve hatırlamanın, gafletten kurtulmanın kendisi bizatihi en büyük nimet ve ödüldür. hatta ve hatta en büyük devâ ve çözümdür; çünkü zaten en özde, tüm sıkıntılarımızın kaynağı Allah’tan uzaklık, gaflet ve günahlardır. kişi Allah’a yönelmekle, o’na karşı ellerini açmakla o anda en büyük mükafatı kapmış olur.
artık duanın konusu ikinci plandadır. o görevini yerine getirmiş ve kişiyi Allah’ı hatırlamaya sevketmiştir. allah, duada istenileni verse de vermese de bu sorun değildir. zira o bize, bizden daha şefkatlidir; bizi, bizden daha çok düşünür. vermiyorsa bile, o bizim için daha hayırlı olduğundan vermiyordur. Allah’ın her işi hayırdır.
işte dua böyle bir niyet ve tavır üzere yapılırsa, kişinin iç aleminde çelişkiler kalmayacaktır. sonuçları da büyük olacaktır.
not: tüm bu anlatılanlar bizim Allah’a olan tavrımızdır ve hepsi zan mertebesinde cereyan etmektedir. yoksa Allah alemlerden gânidir.
