Dua, evrensel düzene düşünce, niyet, söz ve fiil olarak yaptığımız etkilerdir. bu etkilerin geri dönüşünün olması da kaçınılmazdır. duanın kabul edilmemesi diye bir şey kesinlikle söz konusu değildir.
hâl böyleyse ister istemez soracaksınız,, “bir çok duamızın geri dönüşü olmuyor. istiyoruz ama verilmiyor; istediğimiz gerçekleşmiyor.”
yanılıyorsun dostum. istediğin her şey sana mutlaka veriliyor.
düşünceler bir duadır. bak düşüncelerine! kaçta kaçı olumlu; kaçta kaçı olumsuz? olumsuz düşüncelerin kendin için ettiğin beddualardır. o bedduaların elbette sana geri dönüşü olacaktır.
niyetler ise kesinleşmiş düşünceler olduğu için düzene yaptığı etki düşüncelere göre çok daha yüksektir. dolayısıyla olumlu veya olumsuz geri dönüşleri daha büyük olur.
söz planına çıkan düşünce ve niyetler ise artık okun yaydan çıkması gibidir ve çok daha etkilidirler. hani o hiç çekinmeden ağzına aldığın kaba saba sözler var ya! aslında kendin hakkında ettiğin çok şiddetli beddualardır. birilerine sövüp saydıkça başına aldığın belayı bilseydin tüylerin ürperirdi. dedikodu ettikçe evrensel düzenin senin üzerine yansıttığı laneti ve gönderdiği belaları, musibetleri görseydin dehşete düşerdin.
duanın en güçlü versiyonu olan fiillerin sonuçlarını, izaha gerek olmaksızın, sen bile tahmin edebilirsin. bir gülümsemenin, bir güzel sözün, ilme ve akla uygun davranışların, nezaketin, pozitif hal ve hareketlerin ne kadar hızlı sonuç verdiğini gayet iyi biliyorsun. tabii bir de bunların ayrıca uzun dönemli etkileri ve geri dönüşleri de var.
şimdi sen olumsuz düşünce, niyet, söz ve fiillerinle sürekli kendine beddua edip, dururken; adeta “allah’ım bana bela gönder, başıma musibetleri yağdır, başıma gelmedik kalmasın” diye yalvarırken, ne bekliyorsun ki? kendine o kadar beddua ettikten sonra arada elini kaldırıp olumlu bir şeyler istesen ne olur ki?
evet, tüm hayatımız bir duadan ibarettir. evrensel düzen dualarımızın hepsini dikkate alır; ona kendi değerlendirmesini katıp bize hayat çizgimiz olarak geri gönderir.
