Dünya ve ahireti büyük ustadan dinleyelim:
“ahiret sermayen olsun. dünyayı ticaret yeri say. zamanını sermayeni batırmamak
için evvela ahiretine sarfet. eğer fazla kalırsa onu da dünyaya harca, geçimini
sağla. sakın dünyayı sermaye, ahireti ticaret saymayasın. bunu yapınca namazını
vaktinde kılamazsın. kılsan da erkanını yerine getiremezsin. rukûu belli olmaz,
sücûdu belli olmaz. çünkü senin için maksat dünya olmuştur. yorgunluk gelir,
uyursun. namazın kazaya kalır, kılamazsın. gece cife gibi yatar, sabahları tenbel
olarak kalkarsın. nefis seni peşinden sürükler, heva seni takip eder. şeytan artık
sana hakimdir. böylece ahiretini dünyaya satmış olursun.
sen bu durumda nefsin kulu ve onun uşağı oldun. halbuki onu emrine alman,
terbiye etmen ,doğru yola getirmen gerekiyordu. bu, onun ahiret tarafı idi.
yani iyilik yüzü idi. ama sen böyle yapmadın, onu hakkıyla idare edemedin.
onun sözlerini kabul etmekle zulüm ettin. onu başı boş bıraktın,
neticede lezzete, zevke, sefaya daldı ve şeytana uydu. sen de ona uydun.
daha sonra hem dünyan battı, hem de ahiretin.
yarın kıyamet günü iflas halinle meydana çıkarsın. orada ne din bakımından, ne
dünya bakımından hiç kârın olmaz. ne kazandın nefse uymakla?.. eğer onu doğru
yola getirseydin, her iki cihanda da mesut olacaktın. nefse uymadan ahireti
sermaye kabul etseydin, her ikisini de kazanacaktın. ayrıca dünyadaki nasibin, bol
ve rahat gelecekti. sen her kötülükten temiz ve her pislikten beri olacaktın.
peygamber (sav) efendimiz buyurdu:
– “allah , dünyayı ahiret niyetine göre verir. ahireti, dünya niyetine göre
vermez.”
niçin aksi olmuyor? olmaz, çünkü ahiret allah’a kulluktur. allah’a kulluk
niyeti ile ibadet eden ahireti bulur. niyet ibadetin ruhu ve özüdür. kötülüklerden
çekinerek ibadet edersen dünyan hoş olur. dünya bir yana der, yalnız ahireti
arzularsan allah’ın öz kullarından ve o’na halis ibadet edenlerden
olursun. dolayısıyla ahiret nimeti senin için olur. o nimetlerin başında cennet ve
allah’a yakınlık gelir.
dünya sana hizmet eder. kısmetin kendiliğinden gelir. çünkü her şey yaratanına
bağlıdır. eşyanın haliki ise allah’tır , sen de o’nun öz kulu olduğuna göre,
her şey senin olur.
ahireti bırakır dünyaya çalışırsan, hakk sana gazab eder. ahireti
kaybedersen, dünya da sana isyankar olur. her şeyini güçlükle alırsın, ufacık bir
dünyalık elde etmek için binbir türlü zorluk çekersin; çünkü allah’ın sevmediği bir
kul oldun.
(fütuh’ul gayb-abdülkadir geylani’den)

