Peygamberler ve evliya en ince ve saf manaları bile rüyada ya da keşifte(uyku ile uyanıklık arası durumda görülen rüya) üç boyutlu vizyonlar halinde görebilirler. rüyalar tamamen kendine has bir lisandır. belki de insanlığın en eski ve hakikate en yakın lisanıdır.
mesela bir kimseden ilim öğrenseniz bunu rüyada o kimsenin size bir bardak süt vermesi şeklinde görebilirsiniz. düşmanı yılan, cimriliği akrep, hileyi tilki vs. görmek şeklinde sayısız sembolik anlatımlar vardır rüyada. bu alemin ucu bucağı yoktur.
rüyaların dilinden anlamak insan-ı kamil için olmazsa olmazlardandır. zira insanın hakikat yolunda seyri ve yapılan tedavilerin tesiri o kimsenin rüyalarından bire bir takip edilebilir.
işte bu gizli lisanın da kendine has bir dünya tablosu ve anlatımı söz konusudur. mesela bilim dilinden aparma bir benzetme ile ifade edecek olursak, aslında madde bir tür demir tozu mesabesindedir ve onu arka planda organize eden, kuvvet çizgileri doğrultusunda hizaya sokan mıknatıs/manyetik alandan söz edebiliriz.
işte bu güç alanlarından din terminolojisinde “melekler” diye bahs olunur ki zaten “melek”, melk(güç, kudret) kökünden gelir. her maddi unsurun, bitkinin hayvanın kısaca her şeyin arkasında bu türden bir güç alanı vardır ve bu alan belli bir titreşime/zikre ve anlama sahiptir. bu alanlar rüyada veya keşifte kendilerine en uygun surete bürünürler ve ehli ile iletişime girebilirler. (bkz: melekler/#37402093)
işte bu izahlardan sonra sadede gelelim. evet, bir kısım büyük meleklerin suretlerinin aslan, kartal, insan ve boğa şeklinde olduğu tasavvuf ehlince ifade edilmiştir. tabii tekrar hatırlatayım ki, bu meleklerin orijinal yapısının mezkur suretlerle uzaktan yakından alakası yoktur. mesela devasa bir galaksiyi çekip çeviren bir meleğin/güç alanının boğayla ne alakası var? ama insan zihni ona bir hayvan suretini uygun görmüştür. neden öyle olduğu da ayrıca işlenmesi gereken derin bir mevzu.
