Bâtıl bir zihniyettir.
bir kimse ekmek parası için, geçimini sağlamak için çalışıyorsa; kalbindeki niyet buysa; son derece düşük bir şuur seviyesinde karar kılmış demektir.
biz bu dünyaya bunun için gönderilmedik. insan, dünyaya Allah’ı bilmek, tanımak ve bulmak için gönderilmiştir. dünya son derece çetin şartları itibariyle diyalektiğin en iyi işlediği yerdir; dolayısıyla şuur için en güzel gelişim ortamını sunar.
mesela dikkat edin, zorlu madde şartları bizi hemen nasıl tabiat düzeyine çekiyor ve hemen hemen hayvan seviyesinde yemek, içmek, barınmak ve üremek dışında bir düşüncemiz kalmaz hale getiriyor. işte bu noktada, tabiata rağmen, şuur sıçraması yapabilir ve asıl gayemize intikal edebilirsek, bu bizde büyük bir ilerlemeye yol açacaktır.
kaldı ki, bu dediklerimiz şuur düzeyinde olup biten işlerdir. beden düzeyinde olması gerekenler, elbette yine eskisi gibi olmaya devam ederler. sonuçta bedenimizi beslemek, sağlıklı tutmak zorundayız. yani meselemiz şuur olarak bedenden sıyrılmak olmalıdır; yoksa hint fakirleri gibi bedeni açlığa ve sefalete mahkum etmek marifet değildir.
aynı şekilde böyle bir niyet üzere olursak, yemek içmek de bizim için sadece haz verici bir olay olmaktan çıkar ve tefekküre vesile olur.
sonuç: “ekmek parası için çalışıyorum” diyen kimse kendini ateşe atmıştır.
