Bir kimsenin hikmetteki derecesini yazılarından, konuşmalarından rahatlıkla anlayabilirsiniz.
kişinin hikmetteki derecesi yükseldikçe, yazıları sözleri özleşmeye başlar. az sözle çok şeyler anlatır. hikmetten nasipsiz kimse ise boşboğaz olur. konuştukça konuşur, yazdıkça yazar, laf salatası yapar…ama o sözleri veya yazıları özü nedir diye şöyle bir sıksanız bir damla su ya çıkar ya çıkmaz.
net ve kesin bir ölçüttür bu. ben yüksek hakikat ehlinin yazılarında hep bunu gördüm. söz gelimi imam-ı rabbani hazretleri iki paragraflık bir mektup yazmış bir dostuna. o mektubu ayrıntıya döküp açsak, koca bir kitap çıkar resmen; o kadar özlü yazmış; nice hikmetler gömmüş yazıya.
diğer yandan, hikmette derece yükseldikçe yazılar, sözler özleşir ama anlayanı da o derece azalmaya başlar.
hikmette yükseldikçe sözler özleşiyor dedik… burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor: bu işin nihayetinde ve zirvesinde ne oluyor?
kelam özleşe özleşe sayfalardan paragraflara, paragraflardan cümlelere, cümlelerden kelimelere ve nihayet kelimelerden de harflere indirgeniyor ve o harflerin her biri bahri umman(engin deniz) hükmünde oluyor.
işte bu bahri umman hükmündeki harfler, huruf-u mukatta’dır. onları da ancak en derin bilginler çözümleyebiliyor.

