Emmare dediğimiz şuurun en dip seviyesindeki kişi, su-i zannın zirvesindedir. onun tasavvurundaki ilah, kadir-i mutlak değildir. zira bu mertebede kişi kendisinde varlık ve güç vehmetmektedir. dolayısıyla allah’ın mülkünden ve gücünden bir kısmını önce kendisine, sonra da diğer varlıklara transfer etmiştir.
böylece mülk ve güç sahibi olarak bizatihi kendisini ilah olarak ortaya koymuştur. başkalarında da aynı durumu öngördüğü için, onlara da ilahlık vermiş ve çok tanrılı bir dünya ortaya çıkmıştır. elbette bu sadece zandan ibaret bir durumdur. yoksa allah kimseye ne mülkünü ne de gücünü asla vermez.
bu aşamada kişi kendisinde varlık ve güç vehmettiği için ilahlığını ilan etmiştir ama gayet aciz bir ilahtır o. bunu kimseye belli etmek istemez ve acziyetin kendisine özgü olduğunu düşünür. acizliğinden son derece muzdariptir.
hırsla şan, şöhret, makam, mevki, para, iktidar peşinde koşar bu yüzden. zira bunların kendisindeki arızi zavallılığı telafi edeceğini ve böylece ilahlığını tam olarak yaşayabileceğini öngörür. diktatörlerin devasa heykellerini yaptırması, resimlerini sözlerini her yere astırması ve her halleriyle ilahlık taslaması bu nedenledir.
diğer yandan, çok tanrılı bir düzende elbette bir hiyerarşi oluşacaktır; ilahlar hiyerarşisi…emmare, diğer insanlara/ilahlara bakar. kendisinden üstün gördüğü kimselere hayran olur. o kendisi gibi kusurlu değildir; o gerçekten ilahtır zanneder. idoller böyle doğar. film yıldızları, büyük iş adamları, ünlüler vs… ve en önemlisi siyasi liderler… bunlar tanrılar hiyerarşisindeki yerlerini derhal alırlar.
emmare, kendisinden üstün gördüğü bir şahsın açığını yakalarsa durum vahimdir. içinden adeta “aaa… bu da benim gibiymiş” der. bir yandan sevinir, acizliğine ortak bulduğu için, diğer yandan kudurur. hayal kırıklığına uğramıştır çünkü. köpek gibidir emmare… kendisinden üstün gördüğüne kuyruk sallar; aşağı gördüğünü ısırır. ısırabilmek onun nazarında, ısırabildiklerinden daha üstteki bir ilah olmanın göstergesidir. memurlar gayet iyi anlayacaktır burada anlatılan olguyu. karısını döven hayvanlar da aynen bu köpekgiller familyasındandır.
emmare bahsi uzundur. anlatılanlar emmarenin dünyasından bir kesittir yalnızca…
neticede tüm insanlar içinde bulundukları şuur seviyesine göre ürettikleri kurgu dünyalarda yaşarlar. örümcek ağı gibi zanlardan örülü bir dünyada…
“allah’tan başka dost ve yardımcı edinenler, ağ kuran örümceğe benzerler ve evlerin en çürüğü, elbette örümcek ağıdır. keşke bilselerdi” (ankebut suresi 41. ayet)
emmare, tam bir su-i zan sahibi olduğu için kendisine cehennemi bir dünya kurgulamıştır. kendi ateşini kendi üretmektedir. artık hem dünyada hem de ahirette yanmak onun için mukadderdir.
