Bedene ait duygular, ego kaynaklı düşünceler; berrak, duru bir su gibi olan
ruhumuzun yüzünü çer çöp gibi kaplamıştır.
bu suretler âlemini, bu dünya nimetlerini idrak eden algılarımızı aşabilirsek , o zaman hakîkat âlemi meydana çıkar. tersi durum ise ruhumuzun saf, duru, tertemiz suyunun üstüne çer çöpün toplanması demektir.
(mesnevi’den)
görüldüğü üzere hakikat denizinin yüzeyi kabarcık ve köpüklerle kaplıdır. o kabarcık ve köpükler sürekli değişmekte, dönüşmekte ve başkalaşmaktadır. denizin kendisinde ise değişme olmaz.
işte bizim yaşadığımız alem o köpüklerin, kabarcıkların olduğu bölümdür. suretler alemidir.
mutluluğu suretlerin birinde bulan bilsin ki, kısa süre sonra o kaybolacaktır veya dönüşecektir. suretler alemine ait para, makam, mevki, güç, şan, şöhret, güzellik vs. gibi şeylerin verdiği mutluluk ârızîdir, geçicidir, yüzeyseldir.
hakikat alemine geçmiş olanın mutluluğu ise daimidir, ebedidir. o artık asla üzülmez, mahzun olmaz. peki böyle bir kimseye dünyanın belaları, sıkıntıları gelmez mi? gelir elbet… ancak onlar bilincine ulaşamazlar. bilinç onları dahi hikmet nazarıyla seyretmeye devem eder. dolayısıyla onun mutluluğuna, huzuruna halel gelmez.
