Gerek engin ardıç’ın gerekse de mehmet barlas’ın ardından edilen laflar, türkiye’nin acı gerçeğini bana tekrar hatırlattı.
nedir o acı gerçek?
türkiye’de genel seviye oldukça düşüktür. olaylardan ve kişilerden bilinç olarak sıyrılıp fikirlere yükselebilen insan sayısı parmakla gösterebilecek kadar azdır.
geri kalan kitle, tıpkı tabiatın sair canlıları gibi güvenlik kaygısı ile bir sürüye dahil olmak isterler ve tüm ömürleri boyunca da dahil oldukları sürünün türküsünü söylemekle yetinirler. rakip sürüye karşı da böğürmeler ve ulumalarla mukabele ederler.
faraza engin ardıç veya mehmet barlas sizin sürüye dahil olsaydı ve hep sizin türkünüzü söyleseydi, öldüklerinde bu sefer onları öve öve bitiremeyecek ve yere göğe sığdıramayacaktınız değil mi?
ama olur mu! nasıl unuttum!…siz aydın bir sürüsünüz; hep aydınlık için çalışırsınız; ölenleriniz de ışıklar içinde uyur zaten. diğer sürü mü? onlar karanlık gece gibi…
mehmet barlas’ı bilmem ama engin ardıç’ın düşüncelerini okuyabiliyordum. engin ardıç türkiye’nin hallerini çok iyi anlamıştı. gerçeklerin kimsenin umrunda olmadığını ve gerçekleri söylemenin karın doyurmayacağını, bir de üstüne dokuz köyden kovulacağını fark etmişti. aslında kendisi kesinlikle bir sürü adamı olmamasına rağmen, içinden “ben alacağım paraya bakarım, siz de ey iflah olmaz kalabalıklar, ne haliniz varsa görün!” deyip yemin bol olduğu sürüye yanladı. onların türküsünü söylerken araya kendi sözlerini de karıştırdı elbet.
peki ben onun bu tavrına hak veriyor muyum?
“onu anlayabiliyorum” diyebilirim; ama “ona hak veriyorum” demem biraz zor. zira benim dünya görüşüm biraz daha farklı.
görünürde zerre kadar ümit olmasa bile ben karınca misali çalışmaya devam ederim. hiç istifimi bozmam. zira allah’ın işlerine akıl sır ermez. bir anda senin o küçücük hardal tanesi kadar emeğini, dağlar misali değerli kılabilir. en kötü ihtimalle de, senden sonra gelecek birileri çizgiyi devam ettirir ve günün birinde de meyvelerini devşirir.
velhasılı kelam, sığ beşer aklı ile hemencecik kestirip atmak ve karamsarlığa kapılmak yanlıştır. insanı bâtıl noktalara sürükleyebilir. hep ümitvar olmak lazım.

