Kuran’ın temel mesajları farkında olsun olmasın herkes tarafından zaten biliniyor, sır falan değil. mesela, “yalan söylemeyin” emrini bilmeyen var mı? demek mesele başka, bütün o mesajları hayat tarzı haline getirebilmektir aslolan.
şunu net olarak söyleyebilirim ki, kuran’ın mesajlarını ezberleyip zoraki bir şekilde yaşamaya çalışmak kesinlikle sonuç vermeyecektir aksine bir noktadan sonra biriken basınç feci patlamalara yol açacaktır. ama bu basit gerçeği maalesef müslümanlara anlatamıyoruz.
problemimizin çözümü olaya sistematik yaklaşmaktan geçer. hedefler ve vasıtalar ayrı ayrı şeylerdir. islam’ın ölçülerinin klişe halinde kuru kuru tekrarı bizi o ölçüleri yaşar hale getirmeyecektir. bizi hedefimize ulaştıran vasıtalar gereklidir.
bu noktada değişik ekoller ihdas edilmiş. çünkü birbirinden meşrepçe farklı bir çok usta çıkmış ve islam’ı kendi istidatlarınca yaşar hale gelmişler ve isteyenlere de takip ettikleri metod ve usulü açıklamışlardır. her yiğidin yoğurt yiyişi farklı.
mesela mevlana’yı ele alalım. o ilim ve aşk metodunu kullanmış. peki “aşk”ın islam’ı yaşamayla ne alakası var? kuran’da böyle bir şeyden bahsedilmiyor denilirse, cevap “çok alakası” var şeklinde olacaktır. çünkü aşk insandaki başka sevgileri kesip atar. ekseriyetle insan’ın Allah yolundan uzaklaşması ve şeytana tâbî olması dünya, makam ve mal sevgisi cihetinden gelir. yoksa insanın sapması doğruyu bilmediğinden değildir.
ancak aşk yolu, yollardan sadece bir tanesidir. herkes aşk yolundan gidecek diye bir kaide yoktur. zaten bu mümkün de değildir çünkü meşrepler değişik değişik.
