Site icon İsnetus

Gençler Dine Sırt Çeviriyor

Dini bir takım ritüeller ve ayinler paketi olarak ele alırsak, son derece ilkel bir din tanımı yapmış oluruz. evet son dönemlerde hepimize dini bu şekilde tanıttılar…

– peki gerçekte din nedir?

+ din basitçe insanın dünya algısı, dünya görüşü ve hayat tarzıdır. insanların ve toplumların doğumundan ölümüne kadar her davranışını ayrıntısına kadar belirler. günümüzdeki başlıca sıkıntı da buradadır. batı dünya görüşüne göre yaşıyor, düşünüyor, davranıyoruz. bir iki dini ritüel icra edince de kendimizi müslüman sanıyoruz. halbuki müslüman olmak demek, her şeyden önce müslümanca bir dünya görüşüne, evren algısına ve hayat tarzına sahip olmak demektir. bu olmadıktan sonra gerisi boştur.

– gençler dine o yüzden mi sırt çeviriyor?

+ elbette. sen ona sağlam bir dünya görüşü sunamıyor, kurda(batı dünya görüşüne) teslim ediyorsun. sunabildiğin hayattan kopuk bir iki ritüel… insanlar nasıl yaşıyorsa, akılları kalpleri ona göre biçimlenir; yaşadığı gibi düşünmeye başlar.

– iyi ama günümüzde dinlerin etkisi kalmadı artık aklımızı kullanıyoruz.

+ günümüzün hâkim dini, “bilimsel pozitivist paradigma”dır. kendini nasıl sunarsa sunsun, nasıl propaganda yaparsa yapsın, gerçekte o da bir dünya görüşü, dünya algısı ve hayat tarzıdır. dolayısıyla bilimsel pozitivist paradigma dahi bir dindir. günümüzde baskın din odur ve tüm dünyayı etkisi altına almıştır. eski dinleri yani ortaçağ paradigmalarını ise büyük ölçüde tasfiye etmiştir.

devletin laik olması ve tüm dinlere eşit uzaklıkta durmasının türkçesi şudur: “gerçek din benim(yani bilimsel pozitivist paradigmadır). tüm insanları ve toplumları ben biçimlendiririm. hepsi benim öngördüğüm gibi yaşar, düşünür ve ölür. ortaçağ paradigmalarının(dinlerin) karşımda hükmü yoktur. istesem hepsini toptan imha edebilirim. ancak pratik sebepler yüzünden bunu yapmıyorum. her geçen gün marjinalize olmaları benim için yeterlidir. ayrıca onlar benim ideolojik meşruiyet araçlarımdır. göstermelik olarak kalmalarında benim için yarar vardır. alaylı eleştirilerime hedef olsunlar. böylece saflarımı sıklaştırabileyim”

bilimsel pozitivist paradigma, sizi programlıyor; en küçük davranış kalıplarınıza varıncaya kadar belirleyici oluyor. sonra akıl bilim vs. goygoyu ile kendine mutlaklık ve objektivite atfediyor. halbuki son tahlilde o da kısıtlı insan algısına dayanan insan üretimi dünya görüşünden ibarettir. ancak gözbağcılıkla bunu insanlara göstermiyor; çünkü o kozmik sihirbazdır; çünkü o sağ gözü kör deccaldır.

-niçin sağ gözü kördür?

+çünkü onun yalnız maddeyi görecek gözü vardır. manayı, melekût alemini görecek sağ gözü yoktur. sol, maddeyi ve yeryüzünü; sağ ise gökleri yani melekût alemini temsil eder. tabii burada gökler derken yanlış anlamayalım. gökler veya semâvat, titreşimi yüksek üst boyutlardır. nur boyutudur. mekani bir gökten bahsetmiyoruz burada.

şimdi söyle dostum, dinde zorlama var mı yok mu?

bilimsel pozitivist paradigma senin ruhunu bile söküp almış. her hareketini endoktrinasyonla belirlemiş ve programlamış.

söyle bakalım dinde zorlama var mı yok mu?

hakikat ortaçağ şartlarında donduğu zaman bildiğiniz anlamda din ortaya çıkmış. ancak hakikat her ortam ve şarta göre yeni yeni şekillere göre donabilir, yeni suretlere bürünebilir.

hak ve hakikat yeni bir suretle, yeni bir elbise ile meydanı tutsun, hesabınızı göreceğiz sizin. bekleyin…

not: bu yazı aynı zamanda, din entrysinin vol 2’sidir. (bkz: din/#106734956). o entryde anlatılan dinin kendisi ise burada anlatılan da onun aktüele, günlük hayata aksetmiş halidir. biri din diğeri ise diğeri din anlayışımız ve dinden hissemizdir. gerçekte iki kategori arasında ilmi bir fark varken, pratikte birbirinin yerine kullanılabilmektedir.

isnetus 13.05.2020 09:43 ~ 11:39

Exit mobile version