Gıybet, bir kimsenin gıyabında/yokluğunda onun arkasından hoşlanmayacağı şekilde konuşmaktır.
“gıybet büyük günahtır” denildiğinde çoğunlukla mesele anlaşılmıyor. sanki elinde defter tutan bir melek, “hımmm bu gıybet ediyor, yaz deftere bir milyon günah” şeklindeymiş gibi düşünülüyor.
dinin ölçülerinin şekli hukuk kuralları gibi algılanması çok büyük bir sorundur. halbuki din canlı canlı yaşanan ve işleyen bir sistem ve onun kurallarıdır. bu minvalde, tabiat kanunları bile esasen dine dahildir.
örnek olarak gıybet mekanizmasını açıklayalım:
kişi gıybet ettiğinde, gıybet ettiği kimsenin spritüel pisliklerini kendi üzerine çekmeye başlar. arkasından çekiştirilen kimse ferahlarken, çekiştiren kimsenin içi kararır. bu mekanizma otomatik olarak işler ve engellemek mümkün değildir; tıpkı yerçekimini engellemenin mümkün olmayışı gibi.
gıybet edenin üzerine yağan manevi pislikler, o kişideki spritüel yapının işleyişini bozar. enerjetik boyutun başlıca vazifesi, bedenin maddi yapısının koordinasyonunu ve eşzamanlılığını sağlamaktır. bu vazife kısmen aksayınca, sonuçta bedenin de ahengi bozulur, hormonal dengeler şaşar ve kilo alma, değişik hastalıklar vs. belirmeye başlar.
dinin vaz’ ettiği ölçülerin tamamı bu şekilde değerlendirilmelidir.
“allah emretmiş işte, sorgulamadan yap, allah zaten seni denemek için tüm bunları düzenlemiş” şeklinde belirtilen görüş ise, çok daha sakat ve yanlıştır; hatta sapkındır; tüm ilahi isimleri ve o isimlere dayanan evrensel düzeni ittiham etmektir.
Gıybet 2

