Site icon İsnetus

Günah 8

Günah kavramının ne anlama geldiğini herkes bilir.

bilir ama günah kavramını kullandığı anda bir zihin hapishanesine düştüğünün de farkında olmaz. niye öyle oluyor biliyor musunuz?

çünkü klasik din dili, bambaşka bir dünyanın insanları için üretilmiştir ve günümüz insanına çok az hitap eder. diğer yandan o dile ait kavramlar geçen uzun zaman içinde kirlenmiştir; çünkü(başta siyaset ehli tarafından) çokça suistimale uğramışlardır.

işte bu yüzden biz her kavramı yeni bir dille anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz ki, o zihin hapishanesine düşüp mahkum olmayalım ve kavramın işaret ettiği manaya çevik bir hamle ile ulaşabilelim.

bu anlamda “günah”ın bizim lugatımızdaki karşılığı “antitez” kavramıdır. antitezler diyalektiğin negatif-olumsuz ayağı veya kutbudur. eğer ona saplanıp kalırsak, bu çamura saplanıp kalmakla eşdeğerdir; ama saplanmadan geçip gidersek, o antitez bizim bir üst şuur mertebesine çıkmamıza vesile olmuş demektir. zira diyalektiğin işlemesi için mutlaka bir antitez gerekir. negatifler, şerler, günahlar bu yüzden vardır zaten.

“eğer siz günah işlemeseydiniz allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı”(hadis-i şerif)

günah işlemek= antiteze saplanıp kalmak

tövbe etmek= antitezi aşıp senteze ulaşmak. demek ki bir kimse senteze ulaşmadıkça yani bir üst şuur mertebesine çıkmadıkça, tövbe etmiş olamıyor. sözgelimi bitcoin’den tövbe etmek isteyen kişi, yalnızca onu alıp satmaktan vazgeçerek tövbe etmiş sayılmaz. o vazgeçişin şuuruna ermelidir. (bkz: rızık allah’tandır/#122444304)

böylece günah>tövbe>üst şuur mertebesine çıkış veya antitez>tez>sentez veya ifrat>tefrit>itidal şeklinde devam etmiş oluruz. bu itidal yani orta yol ise istikamet çizgisidir ve fatiha’da bahsedilen sırat-ı müstakim’dir(dosdoğru yoldur). o yol cennete çıkar. o yolun başı veya dibi ise cehennemden başlar. isterseniz siz ona sırat köprüsü de diyebilirsiniz.

hangi şuur mertebesine kadar gelebilirsek, aştığımız tüm antitezlerin cennetine girmiş oluruz ve o cennetin nimetlerini derhal tatmaya başlarız.

hak şerleri hayreyler
zannetme ki gayr eyler (sanma ki başkası yapıyor, hayır veya şer hepsini Allah yapıyor)
görelim mevlam neyler
neylerse güzel eyler

mesela bu bilince ermiş kişi, otomatikman sayısız gamdan, kederden kendini kurtarmış olmaz mı?

üst mertebelerde ise daha sayısız antitezler bizi beklemektedir. onları henüz aşabilmiş değiliz. hatta henüz onlarla yüzleşmedik bile. onlar bizim potansiyel günahlarımızdır. işte o aşamadığımız antitezlerin de cehenneminde sayılırız ve onların azabını el an çekiyoruz. azabını tadıyoruz. ateşinde yanıyoruz. bitcoin’ci dostum! yanacaksın ateşte; kaybetmenin ateşinde…paraların heba oldukça içini bir ateş saracak. bir de cehennem yok derler. o ateş ne peki?

çok öz olarak söylersek,

anladığın kadarının cennetindesin, anlamadığın kadarının cehennemindesin. (ahiretteki cennet ve cehennem, burada edindiğimiz bilincin oradaki açılımı ve somutlaşmasından ibarettir. dünya oluş yeri, ahiret ise görüş yeridir)

aynı zamanda aşamadığın tüm antitezler kadar şeytanına tâbî oldun ve haktan o kadar uzaksın ve haktan o kadar yüz çevirdin.

hepsi bu.

not: aynı zamanda bu yılanın yoludur. zikzaklar çizerek giden yılan, diyalektiğin sembolüdür. bunu da başka bir yazıda ele alalım nasipse…

isnetus 28.04.2021 11:06 ~ 11:20

Exit mobile version