Ahlak, din, eğitim, gelenek vs. tüm üstyapı unsurlarından hareketle yapılacak yorumlar bizi feci halde yanıltacaktır.
evet arkadaşlar, üstyapıdan hareketle yorumlama eğiliminde olmamız, kemalizm’in bize empoze ettiği bilişsel bir zehirdir. sayısız bozuk görüşlere neden olur ve hakiki çözümlere ulaşmamızı engeller. kemalizm özünde şeklî bir harekettir ve biçimsel bir dönüşümden öte bir vizyona sahip değildir.
bakın size kısa ve özlü bir altyapı analizi yapayım:
gayri safi miili hasılasının çoğunu zirai üretimden elde eden ülkeler, zorunlu olarak “tarım toplumu” tipinde bir siyasi yapılanmaya giderler. kaçınılmaz bir eğilimdir bu. tüm tarım toplumlarında, geniş köylü kesimi ve yönetici seçkin azınlık olmak üzere, iki ana sınıf teşekkül eder.
nüfusun az bir kısmını oluşturan yönetici azınlık sınıf; siyasi, askeri, iktisadi tüm imkanları tekelinde tutar. eğitim görme ayrıcalığını da buna ilave edebilirsiniz. mesela eski devrilerde kore’de köylü sınıfın okuma yazma öğrenmesi yasaktı; hatta duruma göre ihlal edene idam cezası verilebiliyordu.
tarım toplumlarında demokrasi de olmaz; çünkü ekonominin birden fazla çıkar grubunu besleyecek derinliği yoktur. bizde chp sözü edilen seçkin tarım elitinin siyasi parti yapılanmasıdır ve onun temsilini üstlenmiştir. kemalizm de bu partinin ideolojisidir. buna nispetle, kemalizm günümüze göre gerici bir ideolojidir. chp de reform geçirmediği sürece gerici bir partidir. gericilikten kasıt, önceki bir tarihi evreye eğilim göstermektir.
türkiye, kabaca 1980’lerden itibaren özal’la birlikte sanayi toplumu olma yoluna girmiştir. bu dönüşüm sonucu geniş köylü kitleleri kentlere göçmüş ve lümpen sınıf oluşturmuşlardır.
yeni bir sınıf demek, onun siyasi temsilini üstlenecek yeni bir parti ve o partinin kimliğini oluşturacak yeni bir ideoloji demektir. işte akp lümpenlerin siyasi temsilini üstlenmeyi başarmış. kısaca olay budur.
bu minvalde demokrasi’nin hakikatine dair bir yazı:
