“Kalblerinde hastalık vardır” meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalp hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâ’ati fayda vermez, belki zarar verir.
“çok kuran okuyanlar vardır ki, kuran bunlara lanet eder” hadis-i şerifi meşhurdur.
“çok oruç tutanlar vardır ki, onun oruçtan kazancı, yalnız açlık ve susuzluktur” hadisi de sahihdir. kalp hastalıklarının mütehassısları olan tasavvuf büyükleri de, evvela hastalığın giderilmesi için yapılacak uygulamaları önerirler.
kalbin hastalığı, hak teâlâdan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. hatta, insanın kendi nefsi ile bağlantısıdır. zira, insan neyi ister ve neyi severse, kendi nefsi için ister ve onun için sever. şayet çocuğunu severse, kendi nefsi için sever. aynı şekilde dünya malı, baş olma, makam dahi böyledir. gerçekte yöneldiği, taptığı dahi kendi nefsidir.
insan, bu bağlantılardan ve saplantılardan kurtulmadığı süre onun için kurtuluş ümidi yoktur. bu gibi hastalıkların giderilmesini düşünmek, kalp sahibi ulemaya ve basiret sahibi hükemaya düşer.
yeter ona bir işaret,
varsa anlayışı şayet.
(mektubat-ı rabbani, 105. mektup)
