Geçenlerde sokağa çıktığımda beni bir hayret kapladı; etrafa şaşkın şaşkın bakakaldım…
ne çok insan var…her biri aynı benim gibi bir insan…ama benden ayrı hayatları var…hiç bilmiyorum neler yaşıyor onlar…
sonra onların deneyimledikleri hayattan mahrum kaldığımı hissedip canım sıkıldı…onların tecrübelerinden mahrumum…acaba bu bende bir eksiklik oluşturur mu?
bu halde yürürken birden ilhamlar yağmaya başladı kalbime…
dünyada kaç çeşit yemek var? belki de binlerce değil mi? yemekten alacağını alman için hepsini tatman gerekmiyor o yemeklerin…şu ana kadar tattığın elli yüz çeşit yemek, geri kalanları da öz olarak içeriyor zaten. binlerce çeşit yemeği tatmaya çalışman fuzuli bir gayret olur. tattıkların sana fazlasıyla yeter ve yemekten elde etmen gereken deneyimi sana sunar.
aynı hakikat yaşadığın hayat için de geçerlidir. şu ana kadar deneyimlediğin hayat ile acı tatlı çok geniş bir skalada her tür duyguyu tattın; her çeşit olayı da yaşadın. diğer insanların yaşadıklarını da bilmen ve hissetmen gerekmez artık; zira senin yaşadığın hayat, diğerlerininkini de öz olarak içeriyor zaten.
bu tefekkür gerginliğimi aldı ve beni rahatlattı. yaşadıklarım bana yeter dedim ve yoluma devam ettim.
insanlık deneyimi önemlidir; zira marifetullah(allah’ı bilmek ve tanımak) gibi en büyük gayenin köprüsü ancak insanlık deneyimidir. bize süfli ve sıradan gibi gelen insanın her türlü hali, aslında çok değerlidir; çünkü hepsi birleşince insanlık deneyimini oluşturmakta ve o da bize gayeler gayesine yol açmaktadır.
evet, her birimizin yaşadığı hayatta, tüm diğer insanların yaşadığı hayat dahi öz olarak bulunmaktadır.

