Günümüz insanları büyük ölçüde bilimperestlerin sahtekarlıklarının, gözbağcılıklarının kurbanı olmuş vaziyettedir maalesef.
şu basit gerçek bir türlü anlaşılamıyor: insan aklı asla ve kat’a mutlak gerçekliğe ulaşamaz. o yüzden ürettiği her bilgi ancak belli çerçevelerde doğrudur. ana algı çerçevesi ise her devrin hâkim paradigmasıdır.
eğer delil getirme, ispat, doğrulama gibi işlemler yapılıyorsa bunlar paradigma içi faaliyetlerdir. ancak paradigmanın kendisi akıl, deney ve ispat ötesinde kalır. paradigma saf bir kabullenimdir ve son tahlilde tüm insan değerleri kabullenimlerden ibarettir.
bilimin bize kesin gerçekleri verdiği ve ispata dayandığı, bunların inanca konu olamayacağı gibi düşünceler safsatadır.
bir paradigma iş gördüğü sürece geçerliliğini sürdürür. ancak sonuçta o da zamana yenik düşer. başka bir paradigma üretilir ve eskisini tasfiye eder; çünkü selefine göre evreni, insanı daha iyi açıklamakta ve daha güzel neticeler vermektedir.
paradigmalar bizim hakikate yaklaşım modellerimizdir. çok uzun devirler boyunca varlıklarını korurlar. mesela günümüzün batıda üretilmiş hakim paradigması kabaca 500 yıldır hükümranlığını sürdürmekte ve eski devrin paradigmalarına(dinlere) asırlardır dayak atmaktadır. dinler ve onun bağlıları dayak yiye yiye dönüşmektedirler.
(bkz: safsata/#78356007)
