Site icon İsnetus

Her Şeyi Allah’tan Beklememek Lazım

hamd dua

Geçenlerde bir arkadaşla konuşuyordum, birden bu sözü sarfetti. büyük hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim.

ne demek her şeyi Allah’tan beklememek lazım?

tam tersine her şeyi Allah’tan beklemek lazım. zaten aksi de mümkün değildir. bilsen de bilmesen de her şey Allah’tan gelir. ister hayır olsun ister şer; hepsi Allah’tandır.

tabi bu meseleyi biraz açıp yanlışlıkları da düzeltmemiz gerekiyor.

emmare bilinç yani en düşük seviyedeki bilinç, zaman zaman gökteki tanrıdan ümide kapılır. istediğine ulaşamayınca da bu türden sözler eder. ona “çalışmalısın” dendiğinde ise “ben çalıştıktan sonra ne anladık o işten? o zaman tanrıya ne gerek var? tanrı bir zahmet tanrılık yapsın da bize havadan bir şeyler indirsin. indirmiyorsa çöptür o tanrı” düşüncesindedir. inkar kapısı işte bu noktadan açılır zaten.

halbuki her şeyin Allah’tan olmasının anlamı onun sandığı gibi değildir. Allah’ın zatının doğrudan bu evren ile ilişkisi yoktur. bu evrenin düzeni ilahi isimlerin kontrolündedir veya bir başka tabirle ilahi isimler evren adlı otomatik bir mekanizmaya sebebiyet vermişlerdir. belli işlemleri yaptığımızda otomatikman onun belirli bir sonuçlarına ulaşırız.

zaten dua dediğimiz olgu dahi insanın gerek niyet, gerek düşünce, gerekse fiil olarak tüm faaliyetinden ibarettir. dua yani insan faaliyeti soyuttan somuta indirgendikçe daha da güçlenir. düşünce bir duadır; yani bir şeyi sadece düşünmekle bile elde etme yolunda bir adım atmış oluruz. evrene beyin dalgaları ile bir tür sipariş geçmiş sayılırız. ancak düşünce çok zayıf bir duadır. niyet sabitlenmiş bir düşünce olmakla daha güçlü bir dua formudur. fiillerimiz ise madde planına çıkacak kadar güçlü dualardır. dolayısıyla onların evren üzerindeki dönüştürücü etkisi çok daha fazladır.

evren öylesine muazzam bir yazılımdır ki, bizim her türlü isteğimize anında cevap verecek şekilde kodlanmıştır. esasen dua ile her türlü isteğimize kavuşmamız mümkündür. ancak pratikte istediklerimize kavuşamıyoruz; çünkü dualarımızı kendi elimizle iptal ediyoruz. iptal eden de evham, şüphe ve vesvesedir. bilinçaltını temizlemeyi başarmış, dolayısıyla vesvesesini sıfır mertebesine indirmiş bir kimsenin niyeti de sözü de fiili de havada kalmaz. hatta onun sözü adeta “ol” emri gibidir. evren anında onun sözüne itaat edecektir.

duayı bir diğer sınırlayıcı etken de evrenin genel intizamından kaynaklanır. her gelişigüzel isteyenin isteği verilseydi, evrende düzen kalmazdı. çelişkiler yüzünden evren harap olup giderdi. kışın ortasında yaz gelsin diye dua edilmez. bunun gibi sayısız hikmetler vardır ki, duayı etkisiz hale getirir. bize nasip olmayacak veya evrenin intizamına aykırı veya zamansız bir şey için dua edersek, meleki/nurani kuvvetler derhal alan boşaltacaktır. onlar gidince de kalbimize karanlık gelir ve vesvese başlar. o vesvese de duayı iptal eder. yüksek marifet sahipleri ise nasipte olmayan bir şey için dua edemezler. zira kalpleri bunu sezip, sessizliğe bürünecektir.

sonuç: gerek hayır gerekse şer olsun, her şey Allah’tandır. zira tüm sistemin kayyumu(ayakta tutanı, işleteni) o’dur. ancak unutmayalım, Allah’ın zatı alemlerden ganidir. zatına yönelirsek sapıtmamız kaçınılmaz olur. kafamızda hayali bir ilah uydurmak zorunda kalırız ve kendimizi çok acayip bir duruma düşürmüş oluruz. çarpık din anlayışının veya inkarın çoğu bu hayali ilah yüzünde ortaya çıkmaktadır. o yüzden Allah’ın zatına değil, onun esmasının bir yansıması ve görünümü olan ve otomatik işleyen evrene odaklanalım. onun sırlarını çözmeye çalışalım.

 isnetus 12.05.2021 16:05

Exit mobile version