Hindistan cevizi, doğrudan doğruya hakikate ulaşmanın remzi, sembolüdür. bu yolda tarikat berzahından geçilmez. gene hint topraklarının bir ürünü, yetiştirdiği devlerden biri olan İmam-ı Rabbani hazretleri bize bildirmeseydi bu meseleden haberimiz olmayacaktı.
diğer yolun şifrelerini ise en iyi yunus emre vermiştir:
çıktım erik dalına anda yedim üzümü
bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu?
bugünkü türkçesi:
çıktım erik ağacına, dalında yedim üzümü
bostan sahibi geldi, dedi “niye yersin cevizi mi?”
erik: şeriatın zahirine ve islamı şeklen uygulama mertebesine işaret eder. çünkü eriğin sadece dışı yenebilir, içi sert bir çekirdektir ve tüketilemez. bütün kuru akılcılara, vahhabi/selefi’lere duyurulur.
üzüm: içiyle beraber yenilebilir ve atık kısmı yoktur. tarikat mertebesine işaret eder.
ceviz: ceviz, üç aşamaya birden işaret eder yani şeriat, tarikat ve hakikat mertebelerine. sert, koruyucu dış kabuk şeriata, yenebilir kısım tarikata. cevizin özü, yağı hakikat mertebelerine işaret eder.
tasavvuf sembollerini öğrenmek çok önemlidir çünkü şuuraltının lisanı semboliktir ve bize derdini bu dille anlatır. semboller rüyalarda veya hayatta karşımıza çıkabilir. neticede bu dünya hayatı da bir rüyadır ve günlük hadiseler gelişigüzel ve tesadüfi olarak oluşmazlar.
hem rüyaları hem de hayatı yorumlayarak nefsimizi tedavi edebiliriz.
